Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) nedir?


Uluslararası SPOR TAHKİM MAHKEMESİ, iki resmi dilinden İngilizce adıyla “COURT OF ARBITRATION FOR SPORT = C.A.S. “ ya da Fransızca adıyla “ TRIBUNAL ARBITRAL DU SPORT = T.A.S. “ ın çok teferruatlı bir usul hükümleri Kodu, arabuluculuk kuralları ve emsal oluşturan, geniş bir kararlar külliyatı bulunmaktadır. Bunların hepsini yansıtmayacağız. Burada sadece her karar çeşidinden birer örnek vermekle yetineceğiz. Bu örnekleri doping konusunda alınan kararlar arasından seçtik.

CAS, uluslararası spora hizmet veren ve spor ile ilgili bütün ihtilafları kısa zamanda çözmeye yetkili ve yetkin bağımsız bir yargı kurumudur. Kuruluşuna fikir babalığı ve öncülük etmiş olan IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi)den bağımsız, Uluslararası Spor Tahkim Konseyi (ICAS) adlı Vakfın idari ve mali yönetiminde bulunan CASda, statüsü gereği, tahkim ve spor hukuku alanında ihtisas sahibi ve uluslararası şöhrete sahip, Mahkemenin resmi dillerinden en az birini çok iyi bilen, 60 kadar ülkeden seçilmiş, en az 150 hukukçu hakem bulunmaktadır. CAS “ Birinci Derece Tahkim Dairesi “ ve “ Temyiz Tahkimi Dairesi “ olmak üzere iki daireden oluşur.

CASın misyonu spor alanında oluşan hukuki ihtilafları tahkim yoluyla çözümlemektir. CASın kararlarının niteliği ve infaz kabiliyeti her hangi bir mahkemenin yetkileri ile eşittir. CAS, yargı kararları yanında, talep edilmesi halinde spor ile ilgili hukuk konularında danışma kararları da vermekte ve ayrıca, talep halinde ihtilaflarda arabuluculuk yapma yetkisi ile de donatılmıştır.

CASın merkezi İsviçrenin Lozan kentinde olup; ayrıca 1996dan beri Sydney (Avustralya) ve New York (ABD)de de iki yöresel yetkili Dairesi bulunmaktadır. CAS yaz ve kış Olimpiyat Oyunları sırasında ve oyunların yapıldığı yerde, geçici görevli (ad hoc) Mahkeme oluşturur. Bu mahkeme ilk kez 1996 Atlanta Yaz Oyunlarında ve sonrasında 1998 Nagano kış, 2000 Sydney yaz ve 2002 Salt Lake City kış oyunlarında görev almıştır. 2004 Atina Yaz Oyunlarında da yine bir “ ad hoc” Daire kurarak görev yapmıştır.

CASın 1986dan beri etkin ve tarafsız yargılama başarısı sonrasında İngiliz Devletler Topluluğu (Commonwealth) Oyunları (ilk kez 1998 Kuala Lumpurda ve 2002 Manchesterde) ve yakın zamanda UEFAnın 2000 Avrupa Futbol Şampiyonasında da “ ad hoc “ yargısını çalıştırmıştır. Bu bağlamda Portekizdeki 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası finalinde görev yapmıştır. İlk kez FIFA 2006 Dünya Futbol Kupası finalinde (Almanya) yargı erkini kullanacaktır. CAS, bu etkinliklerin kısa süreli olmaları ve hemen karar verilmesini gerektirmelerini göz önünde tutarak, başvurunun 24 saatte karara bağlanmasını sağlayan, çabuklaştırılmış usul hükümleri uygulamaktadır.

CAS, spor ile ilgisi ister doğrudan ister dolaylı olsun, bütün ticari ihtilafların (örneğin : sponsorluk sözleşmesi) veya sporda disiplin cezası kararları vermeye yetkili herhangi bir organın (örneğin : UEFA Tahkim Kurulu) kararlarına karşı, veya bir spor teşkilatının kararına (örneğin: bir uluslararası Federasyonun doping cezasına) karşı, kararı alan merciin hukuki niteliğine göre BİRİNCİ DERECEDE MUHAKEME veya TEMYİZ başvuru merciidir.

Bütün gerçek kişilerle, tüzel kişilerin CASa başvuru yetkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda sporcular, spor kulüpleri, ulusal veya uluslararası spor federasyonları, ulusal olimpiyat komiteleri ve bunlara karşı üyeleri, bir spor etkinliği veya yarışmasını organize edenler, sponsorlar v.s. CASa başvuruda bulunabilirler.

Bir ihtilafın CASa sunulabilmesi için tarafların bu konuda yazılı bir mutabakata varmaları gerekir. Bu mutabakat bireysel olabileceği gibi, yapılan bir sözleşmenin hükümleri arasına da konabilir; veya, bir spor teşkilatının ana statüsünde bu konuda hüküm bulunabilir (örneğin: IOC Olimpiyat Andlaşmasının 74. maddesinde, UEFA Statüsünün 59-61. maddelerinde, TMOK Tüzüğünün 40. maddesinde olduğu gibi). Bu durumda bu kuruluşlara karşı (davalı) CASa başvurabilmek için mutabakatlarını almaya gerek kalmamaktadır. Ancak başvuruda bulunan taraf (davacı), ileride CAS kararına uyacağını, tek taraflı beyan formunu doldurarak mahkemeye belgelemelidir. Bir kez daha vurgulamakta yarar görürüz ki taraflar önceden, bir ihtilaf vukuunda CASa baş vuracaklarına dair sözleşme yapabilecekleri gibi, ihtilafdan sonra da bu kararı alabilirler. Prensipte bunu kabul etmiş olan bir tarafa karşı, böyle bir mutabakat alınmasına da gerek bulunmamaktadır.

CASın muhakeme dilleri İngilizce ve Fransızcadır. Tarafların yazılı ve sözlü iddia ve savunmalarında bu dilleri kullanmaları gerekir; ancak, tarafların ifade vermeleri ve tanık dinlenmesinde diğer dillerde tercümana başvurulabilir.

Sözleşmeye bağlı ilişkilerden veya haksız fiilden doğan bir ihtilafta “birinci derecede tahkim usulü" veya “arabuluculuk usulü “ geçerlidir. Spor teşkilatları veya federasyonlarının organları tarafından alınan kararlardan doğan ihtilaflara karşı ise “ temyiz tahkim usulü “ geçerlidir. Nihayet, bazı spor teşkilatlarının (örneğin : IOC), sporun uygulanması veya geliştirilmesine yönelik her hangi bir girişiminin hukuka uygunluğu hakkında, her hangi bir dava dosyasına bağlı olmaksızın, CASdan istişari mütalaa istemeleri olasıdır. Böyle bir talebe, CASın verdiği mütalaanın bir yargı kararı niteliği ve dolayısı ile uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır.

CASa başvuruda bulunmak isteyen taraf, kalemine bir “ birinci derece tahkim başvurusu “ veya “ temyiz tahkim başvurusu “ dilekçesi vermeli ve harcını da ödemelidir. Burada önemle belirtilmesi gereken bir husus, CASa temyiz başvurusunda bulunulabilmesi için, ilgili spor federasyonunun bütün iç hukuk yollarının kullanılmış olması gereğidir. Bir diğer ifade ile, örneğin : UEFA Disiplin Kurulunun bir cezasına karşı UEFA Tahkimine gitmeden, CASa başvurulamaz. Taraflar CAS duruşmalarında kendilerini temsil ettirebilirler ve temsile yetkili kişinin mutlaka bir avukat olması zorunluluğu yoktur.

Genel kural olarak CAS tahkimi üç hakemlik bir heyet tarafından ele alınır. Taraflardan her biri CAS listesinde adı bulunan bir kişiyi seçerler ; daha sonra bu iki hakem, heyete başkanlık edecek bir üçüncü hakemi seçerler. Tarafların bu üçüncü hakemde bir fikir birliğine varamamaları halinde ICAS Başkanı üçüncü – başkan hakemi tayin eder. Tarafların aralarında mutabık kalmaları veya ihtilafın önem derecesinin düşük olduğu hallerde tek hakemle de davaya bakıldığı olmuştur.

Davaya bakan hakemlerin bağımsız olmaları, yani taraflardan herhangi birisi ile herhangi bir bağ, menfaat ilişkisi veya bağımlılığının bulunmaması ; meydana gelen ihtilafta herhangi bir rollerinin bulunmamış olması şarttır. Hakemler, kendilerine dosya tevdi edilmeden önce bu konuda yazılı taahhüt beyanında bulunurlar. Bu noktada önemle belirtilmesi gereken bir husus, vatandaşlık bağının yukarıdakiler anlamında bir engel teşkil etmediğidir. Bir diğer deyişle bir hakem, kendi ulusundan olan gerçek veya tüzel kişinin dosyasına hakem olarak davalı veya davacı tarafça seçilebilir ve heyete başkan da olabilir.

FIFAnın Kasım 2002 tarihinde nihayet, CAS yetkisini tanıyan kararından ve bu hususu Statüsüne koyduğu hükümlerle tescil etmesinden sonra, Mahkemenin hakemler listesine, FIFA tarafından bildirilen yeni bir, futbolda ihtisas sahibi hakemler listesi ilave edilmiştir ; ancak herhangi bir futbol ihtilafında ve FIFAya karşı başvuruda bu listeden hakem seçme zorunluluğu bulunmayıp, genel listede bulunan hakemler arasından da seçim yapılabilir.

Birinci derece tahkim veya temyiz tahkimi başvurusunun yapılması sonrasında, davalı taraf bir savunma layihası gönderir. Daha sonra replik ve duplik teatisi yapılır. Sonrasında taraflar delillerini sunmak, tanıklarını dinletmek ve savunmalarını yapmak üzere duruşmaya çağrılırlar. Bu noktada, önemle vurgulamak istediğimiz “ sürelere “ aşağıda işaret edeceğiz.

Tarafların sözleşmesinde, ilgili federasyonun veya teşkilatın mevzuatında özel bir başvuru süresi belirtilmemişse, temyiz süresi, kararın tebellüğ tarihinden itibaren “ yirmibir gün “ dür. Özel temyiz süresine bir örnek vermemiz gerekirse, UEFA Statüsünde bu sürenin “ on gün “ (madde 60) olduğunu belirtmek isteriz. CASın tahkim kararı ise, ilk başvuru tarihinden itibaren, bütün usul hükümleri ve duruşma gerçekleştirilerek, “ en çok dört ay sonunda “ taraflara, gerekçeli olarak, bildirilmelidir.

CAS yargılamasında, şayet taraflar arasında özel bir anlaşmaya varılmamışsa, genelde İsviçre hukuku uygulanmaktadır. Bu bağlamda, CAS İsviçrede kurulu bulunduğundan, bu ülkede bulunan diğer bütün Tahkim Kurulları gibi İsviçre Federal Mahkemesi denetimine tabidir. Diğer bir deyişle bir CAS kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesine temyiz başvurusunda bulunulabilir. Bu başvuru bazı çok sınırlı nedenlerle yapılabilir ; bunlar : yetkisizlik, bazı temel usul kurallarını ihlal (savunma hakkının sınırlanması gibi) ve kamu düzenine aykırı karar verilmesi gibi hususlar olabilir. CAS Kararlarına karşı İsviçre Federal Mahkemesine başvuruların sayısı son derece azdır. Bunlar 1993, 1996, 1998, 2000 ve 2003de birer kez olmak üzere günümüze kadar beş kez gerçekleşmiştir. Bu, İsv. Fd. Mahk. önünde CASa karşı temyiz girişimlerinde verilen kararlardan ikisi CAS ile ilgili önemli hukuki anlamlar içermekte olup; bir karar ise doğrudan CASın dopingle ilgili bir kararının Temyizi ile ilgilidir. Başvuruların hepsinde de CAS kararı onaylanmış ve aleyhindeki temyiz talebi reddedilmiştir. Teorik olarak belirtmeliyiz ki, İsv. Fed. Mahkemesine, başvuru sonrasında, iç hukuk yolları tüketilmiş olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat yolu açık bulunmaktadır. Ancak uygulamada henüz, spor alanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine böyle bir başvuruda bulunan olmamıştır.

CASa başvuru kural olarak, daha önce alınmış olan kararda yürütmeyi durdurmaz ; ancak, başvuruda bulunan taraf yürütmeyi durdurma talebinde bulunmuşsa, CAS Tahkim Dairesi Başkanı öncelikle, heyet hakemlerinin seçilmesini beklemeksizin, istenilen durdurma veya tedbir hakkında bizzat karar verir ve taraflara bildirir.

CASın verdiği yargı kararı nihaidir ve taraflara tebliğinden itibaren mecburidir. İnfazı, yabancı tahkim kararlarının tanınması ve uygulaması hakkındaki, 125den fazla ülkenin (Türkiyenin de) onaylamış bulunduğu New York Sözleşmesi uyarınca yapılmaktadır.

CASın işleyişi ve kararlarının nitelikleri hakkında bu temel bilgileri verdikten sonra, çok kısa şekilde uygulamaya yönelik bazı bilgileri de belirtmek istiyoruz. CAS, kuruluşu sonrasında, 1986 yılından itibaren 550 dava dosyasına bakmıştır. Ancak bunların 410 tanesi 1996 yılı sonrasına aittir. 1986da başvuru sayısı 2 iken, 2000 yılında 76 olmuştur. Bu sayılar son yıllarda CASa başvuruların ne denli arttığını gösterir. Görev yaptığı Olimpiyat ve diğer ad hoc yargılamalarda toplam 34 başvuruyu sonuçlandırmıştır. CASa yapılan başvuruların konularına göre dağılımı ise % 40 doping, % 10 takıma seçilme, % 30 sözleşme ihtilafları ve % 10 da çeşitli konulardadır.

C.A.S.ın Temyiz Yargısı olarak işlemeye başlaması 1991 yılına aittir. Bu yılda ilk kez Uluslararası Binicilik Federasyonu (FEI) statüsüne, C.A.S.ın tahkim muhakemesi yetkisini kabul eden, ona bu yetkiyi tanıyan bir hüküm koymuştur. Bu suretle C.A.S., FEInin organlarının aldığı kararlarının temyiz edilebileceği bir merci haline gelmiştir. Uluslararası Biniclik Federasyonunun bu kararını birçok başka federasyon da takip etmiş ve, 1997 yılı sonunda bu yetkiyi tanıyan uluslararası federasyonların sayısı 22ye ulaşmıştı. Bu sayı 2000 yılında 33 Olimpik spor uluslararası federasyon ve on kadar olimpik olmayan spor federasyonun tanıma boyutuna ulaşırken, 2003 yılında hem FIFA (futbol) hem de IAAF (atletizm) federasyonlarının da C.A.S. yargı yetkisini statülerine almalarıyla artık tam bir evrenselliğe ulaşmıştır.

CASın doping konusunda verdiği kararların çokluğu, bu alanda sağlam bir içtihat oluşmasına neden olmuştur. Özellikle, sporcunun objektif sorumluluğu, ispat yükünün kime ait olduğu, dopinge uygulanabilecek cezaların nitelikleri ençok öne çıkan konulardır.

CASda temyiz kararları gizlilik zorunluluğu taşımaz ; ancak, yayınlanan kararların çoğunda ilgili gerçek kişilerin isimleri gizlenmiş olduğundan biz de burada aynı gizliliğe uyacağız.

4-Spor Hukuku , Hukuk Fakültelerimiz de okutulmalı mı?

Eski Adalet Bakanı, YÖK Üyesi, İst. Tic Ünv. Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysel çELİKEL Güncel Hukuk Dergisinin ilk sayısındaki “Türkiyede Hukuk Öğretimi Konusunda Düşünceler “ başlıklı yazısında şu ifadeyi kullanmıştı:

“Küreselleşme olgusu, yeni ihtiyaçlara bağlı olarak yeni hukuk dallarının oluşturulmasını ve öğretilmesini gerekli kılmaktadır. Öğretim programlarında klasik zorunlu derslerin yanında, yeni hukuk dalları seçimlik dersler olarak yer almalıdır”

Bu görüşe katılmamak olası değildir. Ayrıca bu görüşe “Ve bu seçmelik derslerden birisi SPOR HUKUKU olmalıdır” ifadesi de ilave edilmelidir. Dünyada ve ülkemizde sporun toplumlar üzerinde yarattığı olumlu – olumsuz etkiler, ulaşmış olduğu ekonomik değerler, gerek kamu hukukunda, gerekse özel hukukta oluşturduğu kurumlar, kurallar ve ihtilaflar, konunun yeni bir hukuk disiplini olarak gelişmiş batı ülkelerinin bir çoğunda ders olarak okutulmasının yanında, araştırma merkezleri, enstitüler kurulmasına da neden olmuştur. Bu alan Batıda öylesine iddialı bir hale gelmiştir ki spor hukukunun bazı önde gelen uzmanları “Dünyada iki hukuk düzeni vardır; Devletlerin hukuk düzeni ve sporun hukuk düzeni” demektedirler.

Spor Hukukunun ders olarak okutulmasında gözlemlenmesi gereken noktalardan birisi, bu alanda monografi ve tezler yanında ders kitabı niteliğinde, “TRAITE”lerin yazılmış olup olmadığına bakmamız gereğidir. Bu soruya Batı ülkeleri için vereceğimiz cevap olumludur; ve, Fransada, İtalyada, İsviçrede, Belçikada, İngilterede okutulan Spor Hukuku ders içerikleri hemen tamamen örtüşmektedir. Spor Hukuku Anayasa hukuku, İdare hukuku, Ceza hukuku, Ticaret hukuku, Borçlar hukuku gibi temel hukuk disiplinleri ile yakın ilişkide olup bu dallarla ilgili özel durumlar ortaya koymaktadır. Uluslararası spor teşkilatlanması “Uluslararası Hukuka” ve uluslararası ilişkilere önemli özellikler katmaktadır.

Hukukta bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesindeki en önemli dinamiklerden birisi de yargı kararlarıdır.
Ulusal ve uluslararası spor federasyonlarının disiplin ve tahkim kurullarında verdikleri yargı kararlarının sporcuların kariyerleri ve yaşamları üzerindeki önemli etkileri yanında, esas incelenmesi gereken materyal, bu alandaki özgün üst yargı organlarının içtihatlarıdır.

Merkezi Lozanda bulunan “Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi = C.A.S.” kurulduğu 1986dan günümüze kadar 600ün üzerinde davaya bakmış ve 2003 yılı sonu itibariyle 576 dosyayı karara bağlamıştır.
CAS kararları, davaya neden olan olayların anlatımı, tarafların iddia ve savunmaları, tanık ifadeleri, belgeler, bilirkişi raporları ve nihayet CAS Dava Dairesinin gerekçeli kararından oluşmakta ve bu içerikle her biri 10 ile 60 sayfalık hacme ulaşmaktadır. Ayrıca, İsviçre Federal Mahkemesinin,
CASın tarafsızlığı ve kararlarının hukuki nitelikleri hakkında önemli kararları mevcuttur.
Diğer yandan, Avrupa Birliği Adalet Divanı, kamu oyunda en çok bilineni “ Bosman Davası“ olan, 49 adet spor ile ilgili davayı karara bağlamıştır. Bütün bu içtihatlar, spor hukuku dersinde pratik çalışma yapılmasına imkan verecek çok önemli materyeli de sağlamaktadır.

Bütün bunları bir arada gözlemlediğimizde, teorik yaklaşımları, ulusal ve uluslararası teşkilatlanmaları, mevzuatları, yargı kararları ile SPOR HUKUKU komple bir disiplin oluşturmaktadır ve ülkemiz hukuk fakültelerinde okutulması faydalı, gerekli ve kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Nitekim, deneme niteliğinde okutulmuş olduğu Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, son sınıf öğrencilerinin 30undan 27sinin Spor Hukuku dersini seçmiş olmaları ve bunlardan da 25inin derse fiilen girmeleri, bu alana öğrenci ilgisinin de ne denli yoğun olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Hiç yorum yok: