YAĞLI GÜREŞİMİZ


YAĞLI GÜREŞİMİZ

TÜRK'LER RUMELİ'DE

Kırkpınar güreşleri, Türk'lerin Rumeli'ye ayak basmalarıyla başladı. ŞehzadeSüleyman Paşa (1316-1359). Rumeli Fatihi olarak anılan Osmanlı Başkomutanı Rumeli yakasına ilk ayak basan ve oralarda elde ettiği fatihlerle şanlanan bir askerdi ki, Kırkpınar'm destanlara karışmış tarihinde Süleyman Paşa'dan sözetmemek imkansızdır.
Nilüfer Hatunla, Orhan Gazi'nin büyük oğulları olan Süleyman Paşa, 1. Murat'ın ağabeyiydi. Orhan Gazi, 1324 yılında tahta geçince Süleyman Paşa da veliaht oldu. Tam 35 yıl bu makamda kaldı. Orhan Gazi, bir süre sonra da oğlunu başkomutan yaptı, bu görevi ondan hiçbir zaman almadı.Şehzade Süleyman Paşa, ilk defa 1349'da Bizans'a yardım etmek üzere, 20.000 kişilik bir Türk ordusunun başında Rumeli'ye geçti. Yanında 22 savaş gemisi vardı. Sırplafın almak üzere oldukları Selanik'! bağlaşık Türk-Bizans ordusu kurtardı.
1352'de 10.000 kişilik bir Türk birliği geri Rumeli'ye geçti. Dimetoka'da Sırplarla Bulgarlar1! yendi. Bu bölgeyi Bizans'a verdi. Türk askeri Balkanlarda büyük hayranlık uyandırdı. Süleyman Paşa, durumun iyice olgunlaştığını görünce, 13541e büyük teşebbüsüne başladı. Az ama, pek seçkin bir kuvvetle Çanakkale Boğazı'nı geçip Gelibolu Yarımadası'nı çıktı. Türkler, ilk defa fatih sıfatıyla Avrupa topraklanna ayak basmış oldular.
Süleyman Paşa'nın fetihlerinde kardeşi Murat Bey (I. Murat) da katılıyordu. 1357de Lüleburgaz'la Çorlu'yu Murat Bey aldı. Böylece Gelibolu Yarımadası gibi çok stratejik bir bölge tamamen alınmış, Çanakkale Boğazı'nın iki yakası da ele geçirilmiş oluyordu. Bizans, artık, güneyden, doğudan olduğu gibi batıdan da çevrilmişti.
Süleyman Paşa, taşlık bir bölgede avlanırken atının ayağı kayınca düştü, başını taşa çarparak öldü. Bolayır'a gömüldü ama, büyük bir askeri komutan olduğu kadar Türk güresine yaptığı hizmetleriyle de ölümsüz kahramanlar arasına karıştı.Rumeli'de ilk defa Süleyman Paşa'nın komutasındaki Türk askerleri güreştiler. Türk askeri ilk defa 1349 tarihinde Rumeli'ye ayak bastığına göre, Kırkpmarm bu yıl 637. si düzenlenecek demektir. Ne var ki, bu tarih, her nedende 625 olarak belirtilmektedir (1986).
1349'larda Sırpların işgaline son vermek üzere Selanik'e doğru yol alan Türk askerleri, bir Hıdırellez günü Edirne yakınlarındaki ahir Köy'de konaklar. Pehlivanlık, Türklerde hem bir gelenek, hem de savaş hazırlıkları olduğundan kırk yiğit, 1349 yılının Hıdıreltezi'nde güreşe başlar. Güneş batarken kapışmalara son verilince, bu kırk yiğit de bulundukları yere düşerek son nefeslerini vermişler. Şehit oldukları yere de gömülmüşler. Ertesi gün bir de bakmışlar ki her yiğidin can verdiği yerde bir pınar fışkırmış. Bunun üzerine oraya (Kırkpınar) adı verilmiş ve her yıl Hıdırellez'de burada toplanarak güreşmek adeti yerleşmiş.
Biz Türklerin yaşantılarında "Kırk-Yiğit", "Kırk-lncekız" ve "Kırklar önemli yer alır.
Türk hanlarının yanında, onun emirlerini uygulamak için "Kırk Yiğit", eşi hatunun yanında da hizmetini görmek için "Kırk-Ince-Kız" bulunurdu.
Bilindiği gibi "kırk" kelimesi, aynı zamanda Türkçemizde çokluk belirtisidir. Kırkpınar, Kırkağaç, Kırkküp, Kırkının da Kulpu Kınk Küp, Sarmısağı Gelin Etmişler Kırk Gün Kokusu Çıkmamış, Kırkharamiler, Kırkayak (çpkayak) ve Kırk Gün Kırk Gece gibi tabirler, dilimize yerleşmiş deyimlerdir. Kırkpınar kelimesinde bir çokluk belirtisi olduğunun sezilmesine rağmen, "Kırklar" aynı zamanda "Azizler" anlamına da gelmektedir. Unutulan eski tabirlerden "Kırklara kanşmak", Evliyalar arasına girmek manasınadır.
Kırkpınarda yapılan güreşlerin ulviliği, burada son nefeslerini verinceye kadar güreşenlerin şehit düşerek ölmezler arasında yer almaları, dolayısı ite "Kırklar Pınarı" veya o yörede çok sayıda suyun akmakta olduğunu vurgulamak için, aynı zamanda "Çeşme" anlamına gelen "Pınar" kelimesinin kullanılarak
"Kırkpmar" olarak adlandırılmış olduğunu düşünebiliriz. Her ne olursa olsun, Süleyman Paşa'nın komutasında Rumeli'ye ayak basan ilk Türkler arasında yer alan yiğitlerin, hiç bir şekilde anlaşmalı güreşe yanaşmadan, ölünceye kadar güçlerini denemeleri, birbirlerine denk bu yiğitlerin emsalsiz bir mücadeleden sonra son nefeslerini vermeleri, onların birer güreş şehidi olduklarının bir işaretidir.
EDİRNE VE KIRKPINAR



1959 yılında Kırkpmar dolayısı ile ilk defa Edirne'ye vardığımızda "Yeşil Meriç Oteli"nin bahçesinde yatmış, sabaha kadar da sivrisinek vızıltısından uyuyamamıştık. Bugünkü Şehir Kulübû'nün karşısında bulunan "Yeşil Meriç Oteli" o yıllarda herhalde Edirne'deki tek doğru dürüst konaklama yeriydi? Mehmet Faruk Gûrtunca'nın çıkardığı gazetede çalışmakta olan Murat Turgu adlı meslekdaşımızın yadımlarıyla kendimize Yeşil Meriç'te, bahçede bile olsa bir yer bulabilmiş olmamız, büyük mutkjluktu. Bazı arkadaşlar, talebe yurtlannla, kimileri de eşdost divanına konuk oldular.
Yeşil Meriç Oteli'nin girişinde her saat başı kilise çanı gibi vuran kocaman bir saat, bu saatin altında da seksen-seksen beş yaşlarında bir ihtiyar katip olarak duruyordu. Kırkpmar dolayısı ile hemen hemen her ilden Edirne'ye akın eden meraklıları doyurabilmek, onların hepsine yatacak yer temin etmek büyük organizasyon işiydi. Yıllarca ihmal edilmiş olan Edirne, o yıllarda bu işin üstesinden gelememekteydi.
Sanıyoruz şehrin en namlı lokantası "Zararlılar" denilen yerdi. Güreşlerden sonra bu lokantanın önünde muazzam bir kuyruk oluşur, ahçıbaşı kalabalıktan olacak, çoğu zaman dolma biberleri tabaklara parmaklanyla yerleştirirdi.
Zamanla günden güne gelişen Edirne'de bugün pekçok otel bulunmasına rağmen, yine de ihtiyaca kafi gelmemektedir. Güreşi çok seven, bu yüzden işi-gücü bırakıp Edirne'ye koşan güreşseverler, çoğu zaman Selimiye Camii'sinde gecelemektedirler. Belediye hoparlörle çeşitli anonslar yaptırarak, kalacak yer bulamayanların camiilerde geceteyebileceklerini duyurmakta, aynı zamanda bir panayır halinde devam eden eğlenceler sabaha kadar sürdüğünden geceyarısından sonra konaklamak için camütere doluşanlar, sabah ezanı ile yeniden ayaklanıp SarayicJ'ne koşmaktadırlar.
SARAYİÇİ
Sarayiiçinde 1959'larda çok çok 10.000 seyircilik portatif tribünlere sıra sıra dizilmiş sandalyelerde oturarak müsabakaları seyretmek kabildi. Şehirden faytonla Sarayiçi'ne doğru inerken göğe toz bulutu tabakası yükselir, pehlivanlar kendilerine otel bulamadıkları gibi yıkanacak su da temin edemezlerdi. Müsabakaları tamamlanan pehlivanlar, SarayiçJ'nin çevresinden akan Tunca'nın kollarında suya girer, elbette yeşilimsi bu suda yıkandıklarını sanır, aslında daha da kirlen!rlerdi. Çevre alabildiğine kalabalık olduğundan nehirde yıkanan pehlivanlar, soyunup giyinmede de büyük zorluk çekerlerdi. Bir yarımada görünüşünde olan bu bölgede "beş halka yirmi beş" diye bağırarak halkasatanlar, sigaralara halkaların birini geçirerek bir paket sigara kazananlar, yılan oynatanlar, Cemalin üç dönüş, iki göbekten sora dönüp iskemlesine oturan dansöz kızları görülecek yerlerdi. Cemal'in pavyonu bugün de Kırkpınar güreşlerinden bir iki hafta önce Sarayiçi'ne kurulur. Çevirmeciter, kuzudan ziyade oğlak pişirip, elleriyle parçalayıp ekmekicj yapar veya sıcak etleri tabaklara koyup servise geçerler. Çevirmedleıde bira, rakı gibi alkollü içkilerde satılır. Güreşlerin ağır gidişinden şikayetçi olanlar, bunalanlar, felekten bir gün çalmak isteyenler, karınlan acıkanlar, çevirmecilere dolarlar. Burada güreşlerden sözedilir, içilir, yenilir, eğlenilir, biryandan da Başpehlivanlık kapışmalannın heyecanı bastırılır.
Sarayiçi'ne birgünde girip çıkanların sayılarının ortalama 100.000'i bulduğu sanılmaktadır. Kırkpınar güreşleri sırasında çoluk-çocuk Edirnelilerin yanında Edirne'nin civar köylerinde oturanlar, Babaeskili'ler, Çorlulular, Tekirdağlı'lar, bütün Trakyalılar, bu yarımadaya dolarlar.
Çevirmecilerin kulübelerinin arka taraflarında Tunca'ya doğru ufak su dökerek ihtiyaçlarını giderenler, yıllarca tuvalet konusunda büyük sıkıntılar çektiler. Özellikle çoluk-çocuk, kadınlar buralarda adeta perişan oldular. Buna rağmen Sarayiçi'ne gelmekten kendilerini alamayıp, güreş günleri bu yanmadaya dolarak, piknik alışkanlıklarını sürdürdüler.
Edime Belediyesi, geçen yıllarla birlikte imkanları oranında Sarayiçi'ne yatırımda bulundu, tuvaletler çoğaltıldı, sporseverler için geniş tribünler inşa ettirildi, pehlivanlar için soyunup giyinme odaları ve sıcak sulu duşlar yaptırıldı.
TAVUK ORMANI
Sarayiçi yakınlarındaki Tavuk Ormanı" pehivanlann yıllarca idman yaptıktan bir bölgeydi. Burası da portatif çayhaneler, köfteciler ve yiyeceklerini yanlarında getiren ailelerle dolup taşardı. Durum yine aynıdır. Kırkpınar Ağaları da geleneksel yemeklerini "Tavuk Ormanfnda verirler. Edime Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, buraya bir Ağa kköşkü yaptırdı.
DAVUL-ZURNA
Sarayiçi Meydada pehlivanlar kozlarını paylaşırlarken, tribünlerin dışında da hayat alabildiğine devam eder. iyne atılsa yere düşmeyecek tabirine tam uygun olarak ortalarda dolaşanlar, bir köşeye, bir çevirmeciye kapağı atıp bağdaş kuranlar, davul-zurnalı meclislerle kendilerinden adeta geçerler. Hiçkimse diğerinin havasına karışmaz, bir masada davul-zuma "Yüksek Tepeler"! vurur, iki masa ilersinde "Alişimin Kaşları Ka'are", bir iki masa sonrasında da "Atmaclini Debreli Hasan" melodileri ortalığı kaplar, kalkıp oynayanlar, çengi oynatanlar birbirlerinin havasına karışmaz, hem demlenir, hem eğlenirler. Yıllar önce Sarayiçi eğlencelerinde davul-zuma baş enstrüman arasında yer alırken zamanla klarnet ve keman da buralara yerleşmiş, eski şarkılar, türküler, pek bilinmez, söylenmez olmuştur. Bugünkü müzisyenlerin çalmakta zorluk çektikleri, hatta pek çoğunun bilmediği şarkılardan biri de "Naciyem'dir.
"Sana da Yaptırayım Naciyem Aman, Fildişi Saray, Fildişi Saray, Tara da Kahküllerini Naciyem Aman bir Yana Bırak. Senin de Sevdiceğin Naciyem Aman,
Buradan Irak Buradan Irak, Göğsü de Çatma Düğmeli Natiyem Aman, Sen Kime Yandın" sözlerinden ibaret olan ve nakaratlarla söylenen bu şarkıda yol gösteren olursa esmer müzisyenler, derhal melodiyi kaparlar. Bu konudaki ustalıkları da onlann asla tartışılmaz.
Biz, 1959'larda Sarayiçi'nde Arpacı Nimet, Yorgi Kaçamakoğlu'yla birlikte, modern Koca Yusuf, Tekirdağlı Hüseyin'in bir oturuşta bir kuzuyu yiyip bitirdiğini gördük.
Velhasıl, Kırkpınar güreşleri kadar Sarayiçi yarımadasında cereyan eden eğlenceler, yağmurlu havalar hariç, sabahlara kadar sürer, taksiler Edirne'nin merkezinden buralara vızır-vızır işleyip durur.
ER MEYDANI'NA GİRİŞ
Sarayiçi'nde eğlenen halka biraz göz gezdirdikten sonra Er Meydanı'na girelim.
Eski pehlivanlar, elbette başpehlivanlar, pehlivanlar kapısından Er Meydanı'na parasız alınır, kendilerine ayrılan yere kurulurlar. O hengamede, hele günlerden cumartesi veya pazarsa Er Meydanı'na girebilmek için bilet bulmak mümkün değildir.
Yağlı güreş, Türk'ün öz güreşidir ve bu meydana girerken insanın kalbi gümbür-gümbür atar.
Geçmişle ilgili pekçok şeyi, genellikle kültüre dayanan alışkanlık ve temelleri Yunan'a dayama alışkanlığında olan Avrupalının tesirleri bizim yazarlarımızın bazılarına da geçmiş ve bu kapışmanın bize Yunan'dan miras kaldığı iddiaları bazı eserlere kaydedilmiştir.
Homer'in llyada ve Oduseus'ünden bellediğimize göre elbette o çağlardaki pekçok kavimlar gibi Yunanlılar da güreşiyorlardı. Ancak, Homer, gözleri görmediği halde maviyi en iyi şekilde tarif eden Anadolu doğumlu bu ozan, güreşçilerin kum üzerinde kozlannı paylaştıklarını yazar.
Yağlı öyle midir?
Hem bu güreş öylesine bizimdir ki, antik olimpiyat oyunlarında meydana çıkan güreşçiler, çırılçıplak mücadele ederlerken, bizde pehlivanların dizkapaklarmın üstünden göbeklerinin altına kadar olan bölüm kısbetle kapatılır. Cazgır, Allah Allah illallah" diye güreş açar, davul-zuma cenk havalarını vurur, pehlivanların helalleşmeleri, birbirlerine başarı dilemeleri, herşeyi ve herşeyi ile yağlı güreş, Türk'ün öz sporiarındandır.
Pehlivanlar ve sporseverlerden kalabalık bir grup, cuma sabahı Edime Belediyesi önünde toplanmış, bando eşliğinde Atatürk'ün kabrine çelenk konarak istiklal Marşı okunmuş, Pehlivanların Pirlerinden Şeyh Cemalettin'te, Adalı Halil ve Kara Emin'in kabirleri ziyaret edilmiş, ruhlarına birer fatiha gönderilmiş, öğle namazını takiben de Selimiye Camii'nde mevlit okutturulmuşlar. Biz, meydana girerken, pehlivanlar sıra sıra dizilmiş, geçit töreninin başlamasını beklemektedirler. Bir yıl öncesinin başpehlivanı, göndere
7
Türk Bayrağı'nı istiklal Marşı'nın eşliğinde çekecek, pehlivanlar Er Meydam'nda bir tur atacak ve en küçük boylardaki güreşçiler meydana salınacaklardır.
HODRİ MEYDAN
Cazgır (salavatçı), geleneksel törenlerden sonra pehlivan sofrasını açacaktır. Kulak verip dinleyelim, hiç pişman olmayacağız:
Allah Allah illallah
Hayırlar gele inşallah
Pirimiz Hamza Pehivan
Aslımız neslimiz pehlivan
iki yiğit çıkmış meydana
Birbirinden merdane
Biri ak biri kara
ikisinin de zoru para
Alta geldim diye erinme
Üste çıktım diye sevinme
Alta düşersen apış
Üste çıkarsan yapış
Vur sarmayı kündeden at
Gönder Muhammed'e salavat
Seyirttim gittim pınara
Allah, her ikinizin de işini onara....

2006 KIRKPINAR FİNALİ Osman AYNUR-Recep KARA
Güreşleri takdim eden cazgır, duasını bitirdikten sonra eşlendirilmiş olan pehlivanlar peşreve başlarlar. Kırkpınar'da en küçük boy, (teşvik-tozkoparan)'dır.
Peşrev, güreşe başlamadan önce yapılan bir tür ısınma hareketleri olmakla beraber, son derece değerli anlamlar taşır. Pehlivanlar sıra halinde ağır adımlarla ileriye doğru süzülürken, hızlanıp, çırpınır, seyircileri selamlarlar. Bu selam, yere doğru yapılan temanna ile olur. Rakipler daha sonra yaklaşıp birbirlerinin topuklarını elleyip ellerini başlanna kadar getirirler. Bunun bizlere intikal eden manası "senin pehlivanlığın o kadar büyük ve başımın üstündedir ki ben senin ayağının türabı olamam" şeklindedir. Yine bu peşrev hareketlerinde Allah'a hamdetmek, rakibi belinden sarıp hafifçe ayağını yerden keserek (tartarak) sırt sıvayıp basanlar dilemek gibi anlamlar taşıyanları da vardır.
Yağlı güreşin, mertçe kapışmaların ruhu peşrevdir. Bunu gözönûne alan hakem kurulu, her yıl en iyi peşrev yapan güreşçiyi ödüllendirir. Buna sebep, sporcuları peşreve özendirmektir.
Peşrev yaparken nara atılmaz. Güneş altında ışıl-ışıl parlayan pehlivanlar, bacaklanndaki kısbetle sanki derinden zırh giymiş gibi daha da heybetteşirter. Bu hareketler sırasında kendilerini kaybederek "Hayda bre maşallah" gibi bağıran seyircilere rastlanır. Artık, güreşten ve güreşçilere ait konuşmalardan başka her türlü sesler kesilir ve pehlivanlar, melekleriyle başbaşa kalarak kozlannı paylaşmağa çalışırlar.
KISBET
Türkiye'mizde en mükemmel kısbet ustası olarak Bigalı irfan Şahin tanınmaktadır, irfan Şahin, kısbet yapmayı ustası Memduhtan öğrenmiştir. Bizim çocukluğumuzda Çarşıkapılı Hidayet Usta, kısbetcjlerin en namlılarından olanıydı. Hidayet usta güreşi çok sever, her Kırkpmar'a gelir, zayıf, kara-kuru bir kişiydi. Gayet iyi ayakkabıcı ustası olmasına rağmen o kısbet diker, bunları da Çarşıkapfdaki hanın kapısına asardı. Hidayet Usta'nm dükkanı, Yahya Kemal Külliyesi'nin tam karşısında, geniş kapılı hanın içindeydi. 1959-1965 yılları arasında Tercüman Gazetesi adına kendisinden bir hayli kısbet alıp, Kırkpınar'da pehlivanlara dağıtmıştık, iyi pehlivan olacaklarını daha o yıllarda belli eden Bandırmalı Sabri Acar, Göneni! Kara Hüseyin'in oğlu Yaman inanç, Vizeli Şaban Filiz ve Adapazarlı Albay Kardeş, bizden kısbet kazanan sporcular arasındaydılar.
Yağlı güreş yapan sporcunun malzemesi, dana, malak veya manda derisinden yapılmış işte bu kısbettir. Kısbetin bel kısmı hemen hemen dört parmak genişliğinde ve kalın olur. iç bölümünü daha da kalınlaştıran pehlivanlara raslanır. Bunun içinden uçkur yerine kalıp ip geçirilir. Bu bölüme "kasnak" denir. Kısbetin diz kapağının altına gelen bölüme "paça" denir. Paça ile etin arasına "paçabend" tabir edilen keçe konur, deri keçenin üzerine çekilir. Bunun da üzeri sicimle bağlanır. Paçanın böylesine sıkı bağlanmasının sebebi bu kısımdan çok oyun çıkmasından dolayıdır. Parmakların paçaya geçmemesi için paça bağlamak çok önemlidir. Yağlı güreşte paçayı kaptıran pehlivanlaıa boyunduruk vurma hakkının tanınması buradan gelir. Pehlivan, paçayı bırakınca usul gereği kollarını yana açarak paçayı bıraktığını ilan eder ve o zaman da boyunduruğun çözülmesi icabeder. Paçası bırakıldığı halde rakibine vurduğu boyunduruğu çözmeyen pehlivan iyi karşılanmaz. Aynı zamanda kule ve meydan hakemlerince müsabaka durdurulur, boyunduruk çözdürülür.
Kısbet, Kur'an-ı Kerimin hükümlerine göre, erkeklerin göbekle dizler arasında kalan kısımları mahrem olduğundan bu bölümleri örtecek şekilde yapılır. Kısbet, iki bölümdür. Mayonun altı gibi vücudu saran kısım ve paça olmak üzere ikiye ayrılan bu yağlı güreş malzemesinin üst tarafı üç kat deridendir. Arasına da ince kösele konur. Beli saran bölüme "kasnak" veya "paşkavz"denir. Burada beli sarması için kısbete "urgan", kalın ip takılmıştır. Urganla sıkılan kısbetin kasnağından oyun almak, pehlivanı zaptetmek güçtür. Paçalar, baldırlara kadar tek kat deriden yapılır. Baldırı saran "şiraze" kısmı, çift kat deridir ve burayı
bağlamak için "keçebencTler sarılır. Bir de mayo bölümü deriden, paçaları branda bezinden yapılmış bir tür kısbet vardır ki, buna "pırpıt" denir. Okkasız pehlivanlar hafif olduklarından keçi derisinden yapılma "pırpıtı" tercih ederler. Ancak, Kırkpınar'da pırpıt, branda bezi veya kottan yapılma kısbetle güreşmek yasak olmasına rağmen, son yıllarda buna da izin verildiği görülmektedir.
Geçmiş yıllarda bir pehlivanın kısbet giymesi önemi olay sayılır ve bunun için tören yapılırdı. Pehlivanlıkta pişmeyen güreşçilerin kısbet giymeğe hakları olamazdı. Bir genç pehlivanın ne zaman kısbet giyeceğini ustası tayin ederdi. Kısbet giyme töreni sırasında eski pehlivanlar, seyirciler, pehlivanın hısım-akrabası da bulunurdu. Genç pehlivan, ustasının ve diğer yaşlı sporcuların ellerini öper, bir akranlarıyla da gösteri güreşi yapardı. Bu tören sırasında misafirleri genç pehlivanın ailesi ağırlardı. Törelere göre kısbet ayağa geçirilmeden önce iki rekat namaz kılınırdı. Pehlivanlardan biri Hazreti Hamza'nın ruhuna "fatiha" okurdu. Kısbet giyilirken, besmele çekilir, kısbetin kasnak tarafı öpülür, alna konur, önce sağ, sonra sol paçadan kısbet ayağa geçirilirdi. Yine törelere göre kısbet giyme töreninde yağ kazanının veya ibriğinin içine bir miktar gülsuyu dökülürdü. ,
Eski pehlivanlar genellikle "manda derisinden" yapılma kısbet giyerlerdi. Koca Yusuf, Kurtdereli, Adalı Halil, Kara Ahmet gibi tanınmış pehlivanlardan önce ve bu kuşağa kadar kısbet için manda derisi daha makbuldü. Manda derisinden yapılmış bir kısbet yağı çekince oniki-onüç kilo kadar olurdu. 1963 yılından itibaren manda derisinden yapılma kısbet giyme alışkanlığı ortadan kalkmış, dana derisinden mamul ve vidala denilen deriden meydana getirilen kısbetler revaç bulur olmuştur. Bunun önemli sebeplerinden biri kiloları yüzyirmiyi aşan pehlivan neslinin azalmış,hatta tamamen ortadan kalkmış olmasıdır. Vidalardan yapılma bir başpehlivan kısbeti yağlandığında üç kilo kadar çekmektedir.Böylece pehlivanlar müsabakalarını da daha rahat atmaktadırlar. Çünkü, karşılarında devasa kuvvete sahip bir rakip olmayacağına göre oniki-onüç kiloluk manda derisinden yapılma kısbet yaptırıp giymeğe gerek kalmamıştır. Bir kısbette tam elli beş mere el dikişi bulunur. Bir kısbet, otuzbeş kırk parçadan meydana gelir. Dikişi, "biz" denilen bir iyne ile yapılır. Kesim işine önce paçalardan başlanır. Ismarlanan beden numarasına göre kesilen parçalar, sonra "çirişle yapıştırılır. Bugün "çirişin yerine Japon yapıştırıcılarını tercih eden ustalar olabilir? Çirişle yapıştırılan parçalar kalıplanır. Kalıp muamelesi iki-üç saat kadar sürer, daha sonra dikişe geçilir. Bazı pehlivanlar kısbetlerinin arkasına kendi adlarını yazdırırlar. Kısbetinin arkasına "ayna koyan ve "aynalı pehlivan" olarak anılan sporcular da görülmüştür. Yağlı güreşin en önemli malzemesi olan ktsbetin bir numaralı düşmanı "su"dur. Müsabakalardan sonra "zembiT'e yerleştirilecek olan kısbetlerin mutlaka temizlenerek yenidenr yağlanması gerekir.
KISBET MUHAFAZASI
Kısbet muhafazasına "zembil" denir. Zembil, sazdan örülü bir tür torbadır. Zembil elde bir yöreden diğerine giden bir pehlivan, bir güreş kovalamakta olduğunu veya bir güreşten geldiğini işaret etmiş olurdu. Sadece güreş kovalayan ve başka sanatı bulunmayan aynca çiftçilik de yapmadığı gibimüsabakalarda ödül temin edemeyecek kadar pehlivanlıkları bulunmayanları yermek için "Atın aptalı rahvan, insanın aptalı pehlivan" tabiri söylenir olmuştur.Büyük pehlivanların zembillerini yanlarındaki çırakları taşırlardı. "Zembili duvara asmak" tabiri güreşe vedaya işaretti. Kendilerinde pehlivanlık izleri görülmeyen gençlere ustalan zembillerini taşıtmaz, yanlarına bile almazlardı. Bir çırak, ilerde ustasının ününü yaşatabilecek çapta olmalıydı. Şart buydu. Bir usta kendisine mahsus oyunların ancak çırak olarak seçtiği pehlivanlara belletirdi.Türk güreşinde usta-çırak sistemi asırlar boyu devam edegeten bir töreydi. Koca Yusuf u, Pomak Osman (Pamukçulu Osman veya Kel ismail), Kara Ahmet'i, Hergeleci ibrahim, Hergeleci ibrahim'i, Torlak Deli Hafız. Çolak Molla'yı, Suyolcu Mehmet Pehlivan, Suyolcu Mehmet Pehlivanı Yörük Ali, Kolaylı Hüseyin Yenerl, Hilyazlı OmerPehlivan, Kolaylı Sadık Esen'i, Kolaylı Hüseyin Yener Pehlivan, Adalı Halil'i, Kel Aliço, Kurtdereli'yi Adapazarlı Cinci Hoca ve en nihayet Yaşar Doğu'yu da Samsunlu Sami Aker yetiştirmişlerdir.
Güreşimizde usta-çırak geleneği önemini kaybedince büyük pehlivanlar yetişmez olmuştur. Karamürselli Aydın Demiri izmirli Göçmen Kara Ali, Denizlili Hüseyin Çokal'ı, Denizlili Hasan Güngör, Ordulu Mustafa Bük'ü de Adapazarlı Zülküf Karabulut (Aykus) yetiştirmişlerdir. Manisalı "Dünya güzeli" Kel Hüseyin, güreş yaptığı yimi yıl zarfında kırka yakın gence yağlı güreşi belleterek son yıllarda en çok çırak yetiştiren pehlivan olmuştur.Adapazarlı Zülküf Karabulut'u n çırağı Ordulu Mustafa Bük Kırkpınar"da üst-üste başpehlivanlığı elde ederek "altın kemer" kazanan pehlivanlar arasında yer almıştır. Ordulu, vefat edince de ustası onu, Adapazarı Akbalık Köyü'nde toprağa vererek büyük bir mezar yaptırmış, mezar taşına düşülen beyit de tarafımızdan hazırlanmıştır:
Ordulu'nun mermer mezar taşını Topkapı'da yaptırtmiştik. Şimdi hatırlamadığım ve kopyasını da almamış olduğum iki dörtlükten ibaret şiiri mezartaşçıya bırakmıştık. Şiir, taşa oyularak yazılacaktı. Sonradan Zülküf Usta'nın ortak olduğu otobüs yazıhanesinden taşçıya telefon açılmış, mezartaşçı pek fazla okuma yazma bilmediğinden mısralarını birbirine karıştırmıştı. Biz taşı teslim almağa geldiğimizde satır sonlarından bölünen hecelerin tamamen yanlış olduğunu üzülerek gördük ve fazla da vaktimiz olmadığından taşı düzelterek düz boya ile sadece iki satır yazmasını istedik.
Ordulu'dan sonra Aydın Demir de "altın kemer" sahibi oldu. Ordulu çırak yetiştiremedi. Aydın'ın çırağı Kadir Birlik ise halen meydanlarda kısmetini arayan, fazla okkalı olmamakla birlikte iyi bir pehlivandır.
YAĞLIDA DUA
Yağlı güreşin en önemli özelliklerinden biri kapışmaların müziK eşliğinde ve dua ile yapılmakta olmasıdır. Pehlivanları meydana salan, salavatçı veya cazgır denilen spiker, sporcuları doğum yerleri veya şöhret buldukları bölgelerin adlarını başta söyleyerek anarak takdim ettikten sonra mutlaka dua eder. Bu dua yörelere göre değişir.
Yakutça "çaskır" acı ses, feryat, çiğlik anlamına gelen cazgır'a, bazı bölgelerde "okuyucu"da derler. Cazgır, müsabakalardan önce pehlivanların menkıbelerini okur, oyunlarını söyler, dualarını yapar ve pehlivanları birer birer isimleriyle halka taktim eder.
Adapazarlı Şirin Mustafa, çırağı Şükrü Kayabaş Dûzceli "Manav" "Osman" son çeyrek asır zarfında Kırkpınar'da cazgırlık yapan kişilerdir.
Pehlivanlıkta olduğu gibi cazgırlıkta da usta-çırak geleneği vardır. Şirin, çırağını yetiştirmiş, Adapazarı'nda bir bakımevinde günlerini doldurmağa başlamıştı. Şimdi çırak yetiştirme sırası Şükrü Kayabaş'a gelmiş bulunmaktadır.
EŞLEŞTİRMEDE USUL
Pehlivanların eşlendirmesinde o yıl çeşitli bölgelerde yapılan kapışmalarda elde etmiş oldukları dereceler gözönünde bulundurulur. Bazıları güreşçilerin bir boy yukarda görüşmekten kaçınarak bir alt boya soyundukları görülür. Bazıları da "Boğulursan büyük suda boğul" tabirine uygun olarak "ille de baş" deyip tuttururlar. Bu durumlarda meydan hakemleri olaya el koyarlar. Er Meydanı'nı kontrol altına alan ve yenme-yenilme olaylarını kule hakemlerine bildiren, yasak oyunları uygulayanları ayrıca ikaz eden meydan hakemleri, Kırkpınar güreşlerini tertipleyen kurulca eski pehlivanlar arasından seçilir. Bunların bazıları kapışmalar sırasında kendi bölgelerini temsil eden pehlivanları belli etmeden kollamak hevesine kapılırlar, bu türlü hallerde de müsabakaları kuleden takip etmekte olan hakemler olaya müdahale ederler.
Kırkpınar'da bir yıl önce bir büyük boya soyunan bir pehlivan, şayet o yıl katıldığı boyda birincilik elde etmişse, ertesi yıl bir üst boyda güreşmek mecburiyetindedir. Boy birincisi, ne bir küçük boya, ne aynı boya katılır. Bu sporcular ancak bir büyük boyda kolbağlamak zorundadırlar. Ne var ki, her saniye Kırkpınar'da keyfi hareketler yapılmaktadır. Başa soyunan ve bir netice elde edemeyen bazı pehlivanlar, daha sonra kule hakemleri kararı ile başaltına alınmışlardır. Kırkpınafın törelerinde bu türlü kararlar asla yoktur.
Ayak, deste, orta, başaltı ve baş olmak üzere, kilo, yaş ve teknikleriyle bir yıl önceki ve o mevsim elde enikleri başarılara göre sıralanan sporcular, böylece eşlenmiş olurlar. Kırkpınar kule hakemleri, geleneksel eşlendirme yöntemi yerine, "kura ile" de eşlendirme yolunu seçmektedir. Bu karar ve vebal, onlarındır. Kırkpınar'da ayaktan başlayıp başa kadar güreşmiş pekçok pehlivan vardır. Bunların arasında Zülküf karabulut'la, daima temizpak gezen Manisalı Niyazi Güreşeni sayabiliriz.
YAĞLANMADA USUL
Er Meydanı Sarayiçi'ne biz girdiğimiz zaman panayır alabildiğine sürmekteydi. Çevirmeciler, davul, zurna ekipleri, çay, kahve, kaset, fındık, fıstık satanlar ve piknik yapanlar, Cemalin çadırında dansöz göbeği izleyenler, atom patlatan makinalarda kuvvetlerini deneyenler, bir paket sigara kazanabilmek için halka atanlar, yılan oynatanlar: "buz gibi gazoz" diye bağıranlar aynı şekilde vakit geçirmekteydiler. Fakat biz bu panayırı bırakıp Er Meydanı'na girdiğimiz için aslapişman olmayacağız. Biz meydana adım attığımızda eşleştirmeler yapılmış, cazgır duasını etmiş, pehlivanlar peşrevlerini tamamlamışlardır.Ancak, bütün bunlardan önce güreş için "yağlanmak" gerekiyordu ve kara kazanın çevresi dolup dolup boşalmıştı:

Şimdi Kırkpınar törelerine bir göz atarak "yağlanma'da usulü hatırlamağa çalışalım:

Er Meydanfnda güçlerini denemeğe karar vererek soyunup kısbet giyen pehlivanlar, içleri yağ ve su doldurulmuş kazanlarda yağlanırlar. Yağ dokunurken önce sağ elle sol omuza, göğüse, kol ve kısbete yağ sürülür. Sonra sol elle aynı şey yapılır. Pehlivanlar kazan başında birbirlerinin sırtını da yağlarlar. Kapışma sırasında yağlanmak ihtiyacını duyan sporcular, ellerinde ibrikle meydanda dolaşmakta olan "yağcılardan yağ isteyebilirler. Ancak, yağa, beze gitmek için rakibin izin vermesi töreler gereğidir. Müsabaka kızışmışsa ve bir pehlivanın biri zaman çelmek, dinlenmek için yağı, suyu bahane ediyorsa, rakibi haklı olarak buna karşı çıkabilir ve kozunu paylaşmakta olduğu sporcuya izin vermez. Bu hakka sahiptir de.Kırkpınar'da yağ ibrikçisi, su ibrikçisi (sucu), davul ve zurnacı, pehlivanı, ağası, geçmiş günlerde giyim kuşamlarından bir bakışta anlaşılırdı. Zamanla giyim-kuşamda pekçok değişiklikler yapıldı. Meydan hakemleri birara sporcuların giydikleri eşofmanla sahaya çıkar oldular, tetikçilerle bezciler (bezici) de "izci" gibi giyindiler.

KIRAN KIRANA
Kırkpınar'da '"kıran-kırana" güreşler atıldı denildiğinde rakiplerini yenen pehlivanların hiç beklemeden yeniden tutuştukları anlatılmak istenirse tabir yerinde kullanılmış olur. Törelere göre güreşlerin "kıran-kırana" olması icabeder.. Fakat, bu da değiştirilmiştir. Geçmiş yıllarda, diyelim başa on pehlivan soyundu, rakibini ilk yenen, günün ikinci galibi ile karşılaşır ve eşlendirme bu tarzda olurdu. Kel Aliço'larm, Hergeleci ibrahim'lerin ve daha önceki asırlarda da aynı usul uygulanırdı, kıran-kırana güreşler, 1970 yılına kadar sürdü. Bunun da mahzurlu yanları vardı. Favori pehlivan rakibini hemen yenerse onunla karşılaşmak istemeyenler müsabakalarını gereksiz yere uzatırlardı. Bu yüzden her eşlendirme için yeni kuraya gidilmesi usulü uygulanmağa başladı.
Kıran-kırana denilince bazıları, tabirin sert güreşi kasdetmek için kullanıldığını sanır. Yağa, beze gitmeden, ilk yenenle ikinci galibin yeni bir tur için kapışmasına "kıran-kırana" denir. Kırmak, eski Türkçede "yenmek" anlamındadır. "Moskof Ordusunu Azak Kalesi Önünde Kırdık" dendiğinde "yendik" demek istenir. Zamanla "kırmak" kelimesi yerine başka kelimeler kullanılmağa başlanmış, son yıllarda "galibiyetin yerine de "yengi" denir olmuştur.
DAVUL-ZURNA •
Davul ve zurna ekipleri er meydanındaki yağ ve su kazanlarının hemen hizasında ve biraz yanda çalışırlar. Kırkpınar'da davul ve zurnacılar, açık arttırma ile bu görevi alırlar. Dünyada yağlı güreş gibi müzikle yapılan spor yarışması yok
denecek kadar azdır. Son yıllarda ritmik jimnastikle, buz pateni gibi gösteriler de müzik eşliğinde düzenlenmektedir; Özbekler de yine müzik eşliğinde güreşirler. Davul ve zurnacılar, atalarımızdan bizlere yadigar kalan pehlivanlık ve cenk havalan ite, hem seyircileri hem de pehlivanları coştururlar. Pehlivanlardan biri yenici bir oyuna girdiği zaman tempoyu hızlandırırlar ve böylece hem sporculara hız vermeğe çalışır, hem de seyircileri heyecana büründürürler. Bu hızlı tempoya "cangarbı" adı verilir, işte bundan sonra zurnacılar tiz bir sesle bunu ilan ederler. Ardından tempo yine yavaşlatılır. Mehter lisanı ile bir davul ve bir zurnadan meydana gele bu gruba "kat" denir. Kırkpınar da her yıl 15 "kat" davul ve zuma ekibi görev yapar.
Dünyada en güzel davul-zuma Kırkpınar güreşleri sırasında çalınır. Meşhur zurnacı Emin de Er Meydanı'nda kendisini tanıtmış bir müzisyendi. Zurnacı Emin, burnunun tek deliğiyle görevini yapardı. Çünkü, diğer deliğinde kocaman bir et parçası olduğu görülür, hatta bu et parçasından üst dudağına doğru sümüğü de sarkardı.
Zurnacı Emin'den sonra Kırkpınar'da zurna çalarak nam salan müzisyenlerin başında Osman Zurnayı sayabiliriz. Osman Zuma, ekip başı olarak çalışırdı. Oğlu Faris de şimdi babasının yolunda yürümektedir. Bu çalgıcılar kendilerine "esmer vatandaş" denilmesinden çok şikayetçidirler. Onlar kendilerini "dağlı" olarak kabul ederler. "Biz, dağlıyız" derler. Son derece konukseverdirler. Edirne'de Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olan güreş sever Nurettin Güler ile sık sık Osman Zurna'nın mekanına giderdik. Bizi sabaha kadar bırakmak istemezler, ikramda bulunurlardı.
Davul ve zurnacılar, güreşi de çok iyi bilirler. Kırkpınar ın tarihinde davul ve zurna çalarken er meydanındaki güreşçilerden birine "işaret" verdikleri öne sürülen ekipler vardır. Meşhur Kel Aliço, Pilevneli olduğundan, Kırkpmar'da görevli müzisyenleri pek yakından tanır, onlar da kendisini çok severler, bu yüzden müsabaka sırasında Aliço'ya davul ve zurna ile karşılaşmakta olduğu rakibinin zayıf taraflarını anlatıriarmış. Aliço da davul-zurnanın dilinden iyi anlar ve rakiplerini mağlup ederken bu ekibin verdiği "kopya"dan da faydalanırmış.
Müzisyenler, boyaları kendilerine benzeyen pehlivanları sever ve tutarlar. Samsunlu ibrahim Karabacak, izmirli Göçmen Kara Ali ve Karamürselli Aydın Demir'le Ordulu Mustafa Bük, Kırkpmar'da pehlivanlarla halkı coşturan müzisyenlerin sevdiği sporculardandı.
Türkler, Milattan önce 400 yıllarında da davul ve zurna çalmaktaydı. Islamiyetin kabulünden önce davulun adı lümrük", zurnanın adı ise "yırağ'dı Orhun Yazıtları ile Kaşgariı Mahmucfun Arapça açıklmalı Türkçe Lügatlan Divanı" eserinde bu iddialar doğrulanmaktadır. Bunların yanında Fars ve Çin kaynakları ile Farabi ve Harezmi gibi bilginlerin musiki üzerine olan yazıları bizlere bu gerçeği anlatmaktadır.
Süleyman Peygamber zamanında da, günümüzden 5.000 yıl kadar önce Yahudiler, zurnayı bilip çalmaktaydılar. Yahudi tapınaklarında çalışan zurnanın adı "halil"di.
YENME YENİLME
A-tarihi geleneksel yağlı güreşlerde yenme yenme şekilde aşağıdaki şekildedir.
1-Göbek yıldız görünce göbeğin açılması
2-Sırt üstü düşerken tek dirseğin yere değmesi
3-İki elle oturur oturuma gömüldüğünde (payanda pozisyonu)
4-Tek elle dönerken diğer ele geçilmesi halinde
5-Ayak bağı olmadan kucaklanıp bulunan yerde bir daire içinde çevrilmesi veya kucakta üç adım taşınması halinde
6-Çivi yukarı denilen dikilme pozisyonunda
7-Sırt üstü (tuş) olmada
8-Tedavi ve bayılmalarda süre geçtiğinde
9-Hakem kararı ile kasti fauller dolayısıyla diskalifiyeler
10-Güreş sırasında kasıt olmadan kıspetin kalçadan sıyrılması veya yırtılması durumunda

YAĞLI GÜREŞTE BELLİ BAŞLI TEKNİKLER
1-yer oyunları : sarma-Tek sarma-çoban bağı-iç kazık-dışkazık-dış kazıkta gerdanlama - Paça kasnak-Ters kepçe-Sarmada kola yaslanma - Oturak kündesi- şark kündesi-Ters sarma- iç kazık ters paça

2-Yer savunma teknikleri : Sarmada yan kılçık-Sarmada dolu paça kasnak- Ters kepçeden kurtulmak-Şakta bilek kaparak kolbastı-Kemanede aşırmak suretiyle kalkmak-kemanede sırta sayvant

Kaynak : Ali Gümüş- Kırkpınar güreşleri
: Murat Köse Kırkpınar ağası
: İrfan Dergin Türk Güreşi


YAĞLI GÜREŞ
OLIVE OILY WRESTLING
Yagli Güresin Tarihçesi M.Ö 4. Yy’dan beri Türklerin güres yaptiklari bilinmektedir. Ilkbahar aylarinda doganin canlanisini kutlamak amaciyla yapilan kutlamalarda, evlenme merasimlerinde, zafer sölenlerinde hep güres müsabakalari yapilirdi. Osmanli Imparatorlu’nda karakucak ve yagli güresler yaygin olarak üstelik de devletin kontrol ve himayesinde yapilmakta idi. Pekçok bölgemizde güres tekkeleri bile kurulmus, bunlarin baslarinda da seyh denilen eski ve ünlü pehlivanlar görev almislardi. Günümüzde de bu sistemin bir uzantisi olarak, organize edilen güres müsabakalarinda aga denilen organizasyonlarin maddi külfetlerini karsilayan bir kisi bulunur. Bu kisiler genellikle yörenin taninmis ve varlikli kisileridir. 1997 yilinin Kirkpinar Agasi Hüseyin Sahin’dir. Sultan 4. Murad ve Sultan Abdülaziz de bizzat güres yaparak bu spora gösterdikleri ehemmiyet ve ilgiyi ifsa etmislerdir. Yine Edirne Sarayiçi’nde 650 yillik geçmise sahip Kirkpinar Yagli Güresleri organizasyonu bu sporun öz kültürümüzle etle kemik misali ayrilmaz bir parça oldugunu gösterir. 1996 yilinda bu sporumuz da dahil geleneksel Türk sporlarinin kalkinma, tanitim ve idamesi için kurulan Geleneksel Spor Dallari Federasyonu da yagli güresin gelecegi açisindan umut saçan gelismelerdendir.

History Of Olive Wrestling
We know that Turks have dealt with wrestling since 4 th century B.C In victory celebrations, in wedding ceremonies and in celebrations for refreshing of nature at the beginning of spring,wrestling was the main entertainment game among Turks. During Ottoman Empire era, olive oily wrestling was the most common game, too. In addition, emperors and other administrators were encouraging, controlling and sponsoring these games. In many regions of Anatolia wrestling tekkes ( dervish lodges ) were founded and wrestling sheikhs were appointed as the leaders ( generally succesful and elder wrestler were chosen ) for these tekkes. Even, 4 th Murad and Abdülaaziz ( Sultan of Ottoman Empire ) were wellknown and strong wrestlers. Nowadays, agas; who are the sponsors of oily wrestling organizitions and are esteemed person of their region, have replaced instead of sheikhs. In Sarayiçi, near of Edirne 650 years aged Kirkpinar olive oily wrestling organizations is the most striking example, how Turks and wrestling are close friends. Establishment of Turkish Traditional Sport Branches Fereration in 1996 was a gigantic step and hopeful development for oily wrestling and all other traditional ones.

Yagli Güresin Kuralları

Boylar Yagli güres müsabakasina her boyda katilan pehlivan sayisinin çok oldugu 1. Sinif ve geleneksel organizasyonlar ile tarihi Kirkpinar müsabakalari byylari asagidaki sekilde düzenlenir.
1. Tesvik Boyu
2. Deste Küçük Boy
3. Deste Orta Boy
4. Deste Büyük Boy
5. Küçük Orta Küçük Boy
6. Küçük Orta Büyük Boy
7. Küçük Orta Boy
8. Bas Alti Boy
9. Bas Boyu Güresçi sayisinin az oldugu mahalli yagli güres organizasyonlarinda boylar asagidaki sekilde düzenlenir.
1. Tesvik Boyu
2. Deste Boyu
3. Küçük Orta Boy
4. Büyük Orta Boy
5. Bas Alti Boy
6. Bas Boyu



Rulers Of Olive Oily Wrestling
Classes If all classes have very large number of participants at all classes, like Kirkpinar games, the classes as;
1. Encouraging
2. Little Deste
3. Middle Deste
4. Grand Deste
5. Little Middle Deste
6. Little Middle Deste
7. Second
8. First If the number of wrestler is not so many, then class arrangment is done as:
1. Encouraging
2. Deste
3. Little Middle
4. Grand Deste
5. Second
6. First
Kura Esleme Tesvik boyundan büyük orta boya kadar bir defa kura çekilir. Müsabaka sonuna kadar bu kuralarla gürestirilir. Bas ve basalti boylarinda her tur kura çekilir. Eslere de en yakin kura numaralari ( 1-2 ve 3-4 gibi ) birbirleriyle gürestirilir. Müsabaka Süresi, Yenme ve Yenilme Tesvik boyundan küçük-orta-büyük boya kadar müsabaka süresi 30 dakikadir. Yenisme olmadygy takdirde 10 dakikalik uzatma süresi uygulanir. Normal ve uzatma süreleri içerisisnde üç ihtar alan pehlivan maglup sayilir. Uzatma süresinde esitlik bozulmamasi halinde müsabaka süresiz uzatmaya gider. Ilk puani alan veya üç ihtar verdiren güresçi galip sayilir.
Drawing and Matching From encouraging calss to grand little class it’s drawn once before the games. For first and second classes, it is drawn for each round. Close numbered wrestler ( i.e 3-4, 7-8 ) are considered to be matched. Duration, Win or Lose From encourging class to mittle middle grand classes, duration is 30 minutes. If there is no winner, then 10 extra minutes are given. A wrestler loses if he is warned three times during match or extra time. If there is even no winner at the end of extra time, the match lasts until one of the wrestlers taking one point or making the opponent to be warned three times


Yenik Düşme
Oturmus vaziyette iki elle geriye payanda yapmak, .
Oturmus vaziyette evvela bir elle payanda yapip kendi ekseninde dönerek ikinci elini diger yönde payanda yapmak,
Iki dirsegin yere degmesi, .
Bir dirsek yere degmisken diger elin yere payanda yapmasi, .
Yerde ve ayakta güresirken rakibin oyunu ile sirtin yere degmesi, .
Rakibini kaldirarak el ve ayagini yerden keserek üç adim yürümek veya kendi etrafinda bir daire çizmek, .
Güres esnasinda oyun uygulanirken kisbetin çikmasi ve edep yerlerinin görünme durumu yeniklik sayilir, .
Ayagini rakibin önüne atmak sureti ile gerdalanma yaparak yenmek.
How Lose
Supporting backward by two hands while sitting. .
Supporting with one hand and turnimg around, then supporting other hand while sitting. .
Touching two elbows to ground. .
Supporting one hand while other elbow touching to ground. .
Touching dorsal side to ground by rivals game. .
To be hold by rival wholly and then three steps walking or complete turning around at this position .
Declothing during match and opening of genital parts of body. .
Pushing opponent by hooking a leg front of him.




1861 ile 2000 Yılları Arasındaki Kırkpınar Başpehlivanlarının Listesi.
BAŞ PEHLİVANLARIMIZ
Yılı Pehlivanın Adı Yılı Pehlivanın Adı
1861-1886 Gaddar Kel Aliço 1941 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya
1887 Şumnulu Koca Yusuf 1942 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya
1888 Adalı Halil 1943 Babeskili İbrahim Erdi
1914 Hergeleci İbrahim 1944 Hayrabolulu Süleyman Ertaş
- Silivrili Molla İzzet 1945 Babeskili İbrahim Erdi
- Çatalcalı Nakkaş Eyüp 1946 Sındırgılı Şerif Ünal
- Kızılcıklı Mahmut 1947 Düzceli Çolak İsmail İle Hayrabolulu
- Kurtdereli Mehmet Süleyman Ertaş Birlikte Diskalifiye Edildiler
- Çolak Mümin Molla 1948 Babaeskili (Kulelili) Mustafa Yenici
- Suyolcu Mehmet 1949 Sındırgılı Şerif Ünal
1924 Benli Badullah 1950 Hayrabolulu Süleyman Ertaş
1925 Geçkinli Yusuf 1951 Adapazarli Irfan Atan
1926 Edirneli Kara Emin 1952 Samsunlu İbrahim Karabacak
1927 Manisalı Rıfat 1953 Adapazarli Irfan Atan
1928 Mandıralı Kayıkçı Ahmet 1954 Samsunlu İbrahim Karabacak
1929 Gostivarlı Mülayim 1955 Adapazarli Irfan Atan
1930 Bandırmalı Kara Ali Acar 1956 Samsunlu İbrahim Karabacak
1931 Bandırmalı Kara Ali Acar 1957 Bandırmalı Kara Hasan Acar
1932 Bandırmalı Kara Ali Acar 1958 Adapazarli Adil Atan
1933 Bandırmalı Kara Ali Acar 1959 Samsunlu İbrahim Karabacak
1934 Mülayim Pehlivan İle Tekirdağlı Hüseyin Yenişemedi 1960 Samsunlu İbrahim Karabacak
1935 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya 1961 Sindirgili Mehmet Ali Yağci
1936 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya 1962 Layık Pehlivan Görülmedi
1937 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya 1963 Adapazarlı Sezai Kaymaz
1938 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya 1964 Sidirgili Mehmet Ali Yağci
1939 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya 1965 İzmirli Göçmen Kara Ali Çelik
1940 Tekirdağlı Hüseyin Akkaya 1966 Ordulu Mustafa Bük
Tablo 7’nin Devamı........!
Yılı Pehlivanın Adı Yılı Pehlivanın Adı
1967 Ordulu Mustafa Bük 1984 Denizlili Hüseyin Çokal
1968 Ordulu Mustafa Bük 1985 Bandirmali Sabri Acar
1969 Babaeskili Nazım Uzun 1986 Baıkesirli İbrahim Gümüş
1970 Layık Pehlivan Görülmedi 1987 Hataylı Recep Kılıç
1971 Denizlili Hasan Şahin 1988 Antalyalı Recep Gürbüz
1972 Akhisarlı Arap Mustafa Yıldız 1989 Balıkesirli Saffet Kayalı
1973 Ordulu Davut Yilmaz 1990 Karamürselli Ahmet Taşçı
1974 İzmirli Göçmen Kara Ali Çelik 1991 Karamürselli Ahmet Taşçı
1975 Güreşler Yarida Kaldi 1992 Karamürselli Ahmet Taşçı
1976 Karamürselli Aydın Demir 1993 Karamürselli Ahmet Taşçı
1977 Karamürselli Aydın Demir 1994 Antalyali Cengiz Elbeye
1978 Karamürselli Aydın Demir 1995 Karamürselli Ahmet Taşçı
1979 Bandirmali Sabri Acar 1996 Karamürselli Ahmet Taşçı
1980 Muğlalı Mehmet Güçlü 1997 Karamürselli Ahmet Taşçı
1981 Akhisarlı Arap Mustafa Yıldız 1998 Antalyali Cengiz Elbeye
1982 Denizlili Hüseyin Çokal 1999 Ahmet Taşçı
1983 Denizlili Hüseyin Çokal 2000 Ahmet Taşçı
2001 Vedat Ergin (Ankara Büyük Şeh Bld)
2002 Savaş Yıldırım
2003 Kenan Şimşek
2004 ORDU ÜNYELİ RECEP KARA
2005 Şaban Yılmaz
2006 Antalya'lı Osman AYNUR

2004 643cü tarihi Kırkpınar Başpehhivanlığını 22 yaşında Kazanan Ordu Ünye'li Recep Kara Cumhuriyet Tarihimiz boyunca
en genç başpehlivan olma ünvanını da kazandı.
Tablo 6. Türkiye’deki Yağlı Güreş Ağalarının Listesi.
ADI SOYADI TELEFON CEP TEL FAKS ADRES ÜNVANI
Osman Şansal 0 286 7777 0286 9394 Ağazağa Tic. Mer. Sümerbenk Plaza K.ll. Maslak Güreş Fed. Bşk. Çatal Murat Bey Ağa.
Abdülkadir Sarı 0 2l6 3l2l809 0532-4553634 Turgut Özal cad.No:96. Ümraniye İst. Alemdar güreş ağası
Adem Şahin 0 264 225l228 0542-4334989 Taş kasap Edirne l998-l999 lalapaşa ağası
Ahmet demiröz 0 2l2 5095249 0532-6l26677 Ambarlı Sümbül sok. No: 20 Avcılar İst. Güreş ağası
Ahmat Kesebir 0 282 3258282 Çerkez Müsellim-h.Bolu/ Tekirdağ Çerkez müsellim ağası
Ali Özyurt 0 2l2 593468l 02l2-590l489 Avcıler Belediye Başkanlığı Avcılar ağası
Alper Yazoğlu 0 2l2 2883043 02l2-26632l6 Ortaklar cad. No: 3/l 8029 M.KÖY/ist. l99l-92-93 kırkpınar ağası
Asip Şen 0 2l2 5l88408 Tiyatro aralığı sok. Balkan Çar. No: 5/47 Beyazıt-İst. zeytinburnu ağası
Atilla Tunca 0 288 5232833 0288-5232837 Günnür Tekstil sanayi ve Tic.A.Ş. Alpullu/ Kırkareli alpullu ağası
Aydın İşlek 0 284 7l42862 0532-682l735 0284-7l42459 hal çarşısı No:55. Keşan türkmenköy güreş ağası
Ayhan Sezer 0 2l2 6400388 02l2-6400474 mega Center c. Blk.No: l32 K.Tepe. Bayrampaşa-İst. l998-99 kırkpınar ağası
Bilal Günday Babaeski-Kırklareli karahalil ağası
davut Oruçoğlu 0 2l6 43572l8 02l6-4358504 Şile yolu Oruöoğlu Tesisleri Ömerli güreş ağası
Emin Başaran 0284-6l6l0ll 0284-6l63402 İpsala-Edirne İpsala ağası
Emin Doğansoy 0242-7l5l0l5 0542-45l5297 0242-7l5l40l Kırkpınar ağası
Emrullah Doğu 0288-4655l53 0542-4l22459 Kofçaz- Kırklareli Devletli ağaçköyü ağası
Enver Kaplan 02l2-5569444 644l525 Fatih cad. No:72Kaplan Spor şirinevler İst. bahçelievler ağası
Fatih Okumuş 02l6-2994708 02l6-3837602 Bağdat cad. yeşildağ Apt. No:ll2/8 maltepe-İst. kartal ağası
Fetih Özver 0282-427l096 0282-4272666 petrol Ofisi Malkara-Tekirdağ Malkara ağası
Fevzi Fıçıcı 02l2-2823l76 0535-7420902 Talatpaşa cad. No: 39l Gültepe-İst. l994-95-96 Kağıthane ağası
Gazenfer Bilge 02l6-302882l bağdat cad. Nihat Kızılhan Sk. Bilge sit. Bilge Apt. No: 5/l şaşkınbakkal-kadıköy-İst l967-68 kırkpınar ağası
Güven Kabakçı 0266-4422l35-5H 0266-22l4444 Reno Mais yetkili bayi. İzmir yolu Balıkesir Balıkesir 6 eylül ağası
Halil Durna 02l2-2940745-46 02l2-2946646 sadabat Cad. kaya han No: 32/2 kağıthane İst. l00l-92-93 kağıthane ağası
Halil Sayı 0282-26l8ll9 Tatbir köfte Salonu Hükümet cad. No322 Tekirdağ Tekirdağ ağası
Hasan Akalın 0284-6l62626 0532-34536l8 Bayrambey mah. No: l9 İpsala Edirne l997 İpsala güreş ağası
Hasan Koç 02l2-79l7l05-06 Dursunköy Çatalca Çatalca dursunköy ağası
Hüseyin Aksöz 0l26-4436970 02l6-4436974 Aledağ cad.mengiroğlu Ap. No:2l8/4 Ümraniye- İst. Samandıra ağası
Hüseyin Akkanat Söke özbaşı güreş ağası
Hüseyin Boz 0282-4274652 0532-2049l76 Kahveciler derneği baş. Yeni mah. Bağlar sk. No4 malkara Tekirdağ Çavuşköy güreş ağası
Hüseyin Çanakçı 0266-246l3l8 Küçük sanayi sitesi Sanayi spor güreş ağası
Hüseyin Girgin 0284-633ll56 Kel Aliço İpsala-Edirne Kel aliço köyü ağası
Hüseyin Kara ertuğrul Köüyü babaeski-Kırklareli harahalil güreş ağası






















Tablo 6’nın Devamı.....!

ADI SOYADI TELEFON CEP TEL FAKS ADRES ÜNVANI
İhsan Kademoğlu karamürsel Belediyesi- Kocaeli Karamürsel güreş ağası
İsmail Besli 0282-5l8l549 0282-5l82549 Besli Ticaret- Şarköy-tekirdağ Şarköy ağası
İzzet Güneş 0266-224452l 0266-2492225 Akıncılar mah. Şehit pamit cad. No:8 Galericiler sit. Balıkesir l999 Balıkesir kurtdere ağası
Levent Diktaş 0282-65lll26 0282-65ll622 Diktaş Yağ sanayi Böl. Çorlu Tekirdağ Çorlu ağası
Mehmet Can 02l2-7272559 marmara sok. Cav. Apt. No; l Silivri/İst. Silivri ağası
Mehmet Diktaş 0282-65lll26 0282-65ll622 hatım mah. Sanayii böl. Diktaş yağ sanayi Çorlu Tekirdağ Çorlu ağası
Meliha Okumuş 02l6-3664420 Yalı mah. 27 mayıs sk. Dişle ap. l7/l Maltepe İst. kartal ağası
Mesut İşlek 0282-7266238 0532-34l6250 0282-7250849 İşlek Tic. Atatürk cd. No23 Çerkezköy Tekirdağ Çerkezköy ağası
Mithat Ergöz 02l2-5332409 0532-37l298l Vatan cad. Fatih adlitesi arkası Ulubatlı otopark İST. Çatalça Çiftlikköy ağası
Murat Köse 0286-4l6l330 0286-4l6l828 l0l ticaret- Çanakkale l990 Kırkpınar ağası
Mustafa Saruhan 0286-3l6l275 0286-3l6l275 hamitbey mah. İnönü cad. Nol4 renault servisi biga Çanakkale Kırkpına güreş ağası
Mustafa Yamak 0288-7l4l674 Kırklareli cad. Yamak pastahaneleri Babaeski / K.Eli B.Mandıra Güreş ağası
Mümin Özkan 0256-5l87870 Yüksel yalova Cd. No2l Söke Aydın Söke ağası
Necmi Yıldız 0532-3603832 Kavaklı Belediyesi B.Çekmece İst. Kavaklı ağası
Nedim Özel 0266-2l23408 0532-2758680 Cumhuriyet meydanı. Özay işhanı No23 Kepez kepez güreş ağası
Nurettin Turhan 02l2-408885l-52 02l2-5055722 Fatih cad. Zeki MürenSk. No.ll/4 B.Evler/İst bahçelievler ağası
Özer Yüce 0532-6779666 02l6-3675055 Kutsi tecer Sk. No:5l/l Küçükyalı İst. Samandıra ve Fevzite güreş ağası
Rasim Özlem 0282-3l55040 Alpullu Cd. Özlem Pastanesi hayrabolu/ Tekirdağ Hayrabolu ağası
reşit Alakaş 0286-5l222l5 0532-2350656 lapseki- Çanakkale Ecialan köyü güreş ağası
Salih Yaman 02l2-278749l 02l2-27876l3 Gültepe mah. Talatpaşa Cd. No: l40/6 kağıthane İst. Kağıthane güreş ağası
Salih Yerlikaya 0288-5l2l727 0288-5l26l9l Sanayii Çarşısı Güroğlu Sit. No:8 Balıkesir Ertuğrulköy ağası
Selami Tuncel 02l2-6675320 Eski edirne asfaltı No: 5l6 Sultançiftliği B.Paşa İst. Lalapaşa güreş ağası
Tahsin Albayrak 02l2-7353026 02l2-7352450 Değitmenköy Silivri İst. Gümüşkaya ağası
Tahsin Keskin Otel ninni Babaeski- Kırklareli Sinanlı ağası
Tuncer Aydın 0264-87l3487 kaynarca Adapazarı Söğütlü ağası
Veli Yükseloğlu 02l2-875039l 0532-2073950 Reşitpaşa Çiftliğ- B. Çekmece- İst. Güreş ağası
Yılmaz Dilber 02l2-789200l 02l2-789l052 çatalca Belediye Başkanlığı Çatalca ağası
Yüksel Gürer 02l2-77l23l0 0532-2877443 02l2-77l7594 Hadımköy İst. Hadımköy ağası
Zeki Akpak 02l2-7342082 Ortaköy Silivri Ortaköy ağası

GÜREŞ ANTRENÖRLERİ BURAYA

Güreş ile ilgili herşeyi yakında buradan takip edebileceksiniz

GSGM Antrenörlük Belgesi Alımı

21 Ocak 2003 tarih ve 25000 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Antrenör Eğitim Yönetmeliğinin 20.inci maddesinde yapılan değişiklik.
Üniversitelerin Beden Eğitimi veya Spor Eğitimi Veren Yüksek Öğrenim Kurumlarından Mezun Olanlar

Madde 20- Üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarından mezun olanlar kademeler itibariyle sadece bir branşta olmak kaydıyla talep ettikleri antrenör belgesi alabilmesi için;
a)Üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarından mezun olup herhangi bir spor dalında ihtisas eğitimi almayan ancak bir spor dalında seçmeli olarak eğitim alanlara, o dalda I. Kademe (Yardımcı Antrenör) antrenörlük belgesi .
b)Üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarından mezun olanlardan eğitim gördükleri spor dalındaki ihtisasları ile ilgili olarak durumlarını belgelemeleri şartıyla seçmeli (uzmanlık) spor dalında II. Kademe (Antrenör) antrenör belgesi. (yani B denklik)
c)Üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumlarının antrenör eğitimi bölümü mezunlarına III. Kademe (Kıdemli Antrenör) antrenör belgesi , III. Kademe (Kıdemli Antrenör) antrenör belgesini aldıktan sonra 3 yıl boyunca antrenörlük yaptığını ve ilgili spor dalında en az 2 seminere katıldığını belgeleyenlere, başvurusu halinde doğrudan IV. Kademe (Başantrenör) antrenör belgesi verilir.
Yurt dışındaki üniversitelerin beden eğitimi veya spor eğitimi veren dört yıllık yüksek öğrenim kurumlarından mezun Türk vatandaşları ile Türk vatandaşlığı hakkını elde eden yabancıların öğrenim denkliği yüksek öğretim Kurumu tarafından kabul edilen ve spor dalındaki ihtisaslarını belgeleyen kişilere; Daire Başkanlığınca oluşturulacak Denklik Komisyonu Kararının Genel Müdürlük Makamının onayından sonra (a), (b) ve (c) bentlerinden durumuna uygun olan yalnız bir spor dalında antrenör belgesi verilir.

Beden Eğitimi ve Spor yüksekokulu Mezunlarının Antrenör Belgesi Alması İçin Gerekli Belgeler

16 Ağustos 2002 tarih ve 24848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, 01 Ocak 2003 yürürlüğe giren ve 5 Kademeli olarak uygulanacak olan ANTRENÖR EĞİTİM YÖNETMELİĞİ’ne göre Üniversitelerin Beden Eğitimi veya Spor Eğitimi veren yükseköğrenim kurumlarından mezun olanlardan istenen belgeler;

1. Dilekçe (Açık Adresli)
2. 2 adet vesikalık fotoğraf (orijinal-kravatlı ve sakalsız)
3. Diploma (noter-tasdikli)
4. Transkript (yıllara göre ders ve not dökümanı)
5. Mezun olduğu üniversiteden uzamanlık veya seçmeli ders gördüğüne dair alınacak belge
6. Savcılık sabıka kaydı (aslı)
7. Nüfus cüzdanı fotokopisi
8. Sağlık raporu (Hükümet tabipliği ve sağlık ocağından) (aslı)
9. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden sporda Cezaları olmadığına dair yazı (aslı)
10. Ziraat Bankası Ulus/Ankara Şubesi 36261168-5002 nolu hesabına 35 YTL yatırıldığına dair dekont (2008 yılı için)

Yukarıdaki belgelerin tamamlanmasından spnra Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Spor Eğitim Dairesi Başkanlığı, Süleyman Sırrı Sokak 3/7 sıhhiye – Ankara adresine gönderilmesi yada elden teslim edilmesi halinde uygun denklik işlemi yapılarak kişiye Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri aracılığıyla en kısa sürede teslim edilecektir

İLK MAÇI 3-0 KAYBETTİK

Açık Öğretim Sınavı nedeni ile İlk maçı kaybettik
Önümüzdeki Maç DİB Spor ile,
DİB Spor bu hafta sonu yapacağı YAREN sporu yenerse bizim DİB sporu kesinlikle yenmemiz gerekecek

geri kalan iş ise kura çekimi yani şans,ben hala bu kadar talihsizlikler üstüne umutluyum.

NIKE 2010 LİGİ FİKSTÜR AÇIKLANDI




Fikstür açıklandı ilk maçımız Pazar sabahı saat 08:30 da YAREN SPOR ile
Eksiksiz katılım olması için elinizden geleni yapın.
Sabah Programı olanlar lütfen saat 09:30 a kadar ertelesin.
Bol şans.

NIKE HALI SAHA LIGI 2010 MAÇ KADROSU





17.03.2010-
Ön kayıt CEPA BOYNER NIKE Standında yapılmıştır.
Bugün tüm İşlemler tamamlanacaktır.

18.03.2010-
Kesin kadro ve Saha ismi netleşmiş olup maç tarihi ve güncellemeler yapılmıştır.
Murat TEKCAN ın Doğum Tarihi nedeni ile Kadrodan çıkmak durumunda kalmıştır

19.03.2010-
Yeni transferimiz Ferhat ÇİMEN Turnuva boyunca kale bekçimiz olacaktır.

20.03.2010-
Serkan AYGÜN Asil Hakan Şöhretli Yedek Kalecei&Defans Olarak Yedeğe alınmıştır.

23.03.2010-
Macit petrolde bu akşam 21:00-22:00 maç planlanmıştır.
maç hazırlık maçı niteliğinde olacaktır.

24.03.2010-
Dün yapılan maç sonrasında başta Kalecimiz Ferhat ÇİMEN ve diğer arkadaşların performansları iyi idi.

Rakip takımın yaptığı mücadele için ayrıca teşekkür ederim.(şu bir gerçek turnuvada bu takımın 3 katı güçlü rakipler olacak)
bu maçta bile eksik olduğumuz belli..

Ancak bir hazırlık maçı takım oyuncularının birbirini tanıması ve oynayacakları konum durumlarını belirleme maçı olamsından çok iddalı normal bir maç gibi oynandı..

Sakatlığımı ve Kendimi test ettiğim bu maçta fazla efor sarfetmeden oyundan daha çok sizleri izledim.Durumdan fazife çıkartmak gerekirse oyuncuların oynayacakları mevki durumları yukarıdaki kadro ve mevki durumunu gösteren şemada güncelledim.

Diğer bir konu Dünkü sametin Performansı idi yedektemi yoksa asil defans olarakmı çıkmasını tekrar görüşmekte fayda olacağı kanısındayım.

Turnuvadan Önce bir antrenman maçı daha yapıp Serkan AYGÜN ve Recep AÇIKGÖZ ünde maça katılmaları uygun olacaktır.

Cihat AÇIKGÖZ girdiği ve yarattığı pozisyonlarda olumlu yorumlar topladı.
ancak koşu alanı dar olan bir sahada bire bir mücadeleden daha çok paslı oynaması daha az yorulmasına ve daha çobuk kesin sonuca ulaşmasını sağlayacaktır.

MAÇ 15 DK 30 DK Olduğu için en fazla 3 topta sonuca ulaşılmalıdır çalım atmak yada top sürmek bize zaman kaybettirir.

Maç sonunda Keşkelere yer vermemek için bu yorumlara lütfen dikkat edelim.

HEPİMİZE BAŞARILAR.
SİZDE YORUMLARINIZI YAPIN LÜTFEN...

KONDİSYON

FİZİK KONDİSYON


Latince kökenli fizik kondisyon deyimi Fransızca’dan alınarak dilimize yerleşmiş bir kullanımdır. Anlam olarak; Güçlülüğü, yorulmazlığı, yenilmezliği kapsar.
1968 yılında Dünya Sağlık Teşkilatının, Cenevre’de organize ettiği bilimsel toplantıda bu hususta bir eksperler komitesi kurulmuş ve bu komite fizik kondisyonunu tanımlamak için şu ifadeye kullanmıştır:

FİZİKSEL GÜÇLÜLÜK

Fizik kondisyon veya fiziksel güçlülük, kassal aktiviteleri yeterli bir seviyede yorgunluk duymadan sürdürebilme yeteneğidir.
Fizik kondisyon deyimini objektif olarak özetlersek; Fizik kondisyon, gerek genel ve gerekse belirli bir anlam taşıyan bir kavram olarak önemlidir. Fizik kondisyon veya optimal bir sağlık durumu, insanların günlük yaşantılarını mutlu bir şekilde sürdürme, hayatlarını kazanma, aile, toplum veya milletlerine pozitif bir katkıda bulunabilmeleri için, gerekli olan yeteneklerinin gelişimini dayadıkları temeldir.


FİZİK KONDİSYONU OLUŞTURAN BELLİ BAŞLI UNSURLAR

Fizik kondisyonu oluşturan belli başlı unsurlar şu şekilde özetlenebilir:
1-Yapısal vücut tipi fiziksel görünüş,
2-Kalp dolaşım ve solunum kondisyonu,
3-Motor kondisyon
a)Kassal kuvvet
b)Kas direnci
c)Güç
d)Fleksibilite ve ajilite
e)Denge
f)Beceri ve koordinasyon

Yapısal Vücut Tipi veya Fiziksel Görünüş.
Bir insanın vücut yapısında iki husus etkindir:
a) Kalıtsal yapı
b) Kişinin günlük fonksiyonun fiziksel vücut yapısına etkisi.

KALITIMIN ROLÜ

Vücudun yapısal dış görünüşünde kalıtımın rolü büyük olmakla beraber, günlük fonksiyonlarla bu doğuştan elde edilmiş görünüm değişikliğe uğrayabilir. Örneğin zayıf dar omuzlu bir kişi ‘artan ağırlık’ çalışmalarıyla bu görünümünü ve organ fonksiyonunu geliştirebilir.
Vücut tipi bir ölçüde ‘fizik kondisyon’ durumunu da yansıtır. Fizik kondisyon durumu iyi olan bir kişide bulunması gereken özellikler şunlardır:

-Vücuttaki yağ,kas ve kemik oluşumu arasında bir orantının olması,
kas tonusunun sert ve sağlam olması,derinin altında ve yağ depolarında el verdiği oranda az yağ dokusunun bulunması.
-Yandan önden ve arkadan bakıldığında vücut çizgilerine canlı ve dengeli bir görünüş veren bir kemik yapısı,
-Normal bir hareketi yapabilmesi için vücut eklemlerinin yeterli fleksibiliteye sahip olması.
Kalp Dolaşım Ve Solunum
Vücutta yer alan hücre ve kaslara ,enerji ve oksijen akımının yeterli bir şekilde ulaşabilmesi için ,kalp ve solunum sistemlerinin noksansız çalışmaları gerekir.
Vücudun ,belirli bir faaliyeti normalin üstünde bir hızla sürdürme ve faaliyetten hemen sonra toparlanabilme yeteneğine dolaşım-solunum mukavemeti(stamina) adı verilir.

KALP, DOLAŞI VE SOLUNUM TESTLERİ

Kişinin fizik kondisyon veya fizik güç uygunluğunun düzeyini belirlemek için kalp-dolaşım-solunum sistemleri testlere tabi tutulur.
Kişinin fizik kondisyonunun yüksek veya düşük oluşu ;Başta kalp- dolaşım- solunum sistemlerinin mükemmel çalışıp çalışmamalarına bağlıdır.
Motor ve Kondisyon
İstemli organ hareketlerinde ,sinir sisteminin,işi yapacak olan doğru kas gruplarını anında harekete geçirmesi ve isteme ,çabuk ve doğru cevap verme yeteneğidir.
Motor kondisyon altı temel unsurdan oluşur:
a) Kassal Kuvvet
Dirence ,karşı uygulanan tansiyon yeteneği olarak uygulanır.Bu yetenek esas olarak kasların kasılma gücüne bağlıdır.Kasın mutlak kuvveti çevresinin büyüklüğü ile orantılıdır.
Bir kas kasılmasının kuvveti yapılacak işin gerektirdiği güce uyar.Ağır bir yükün kaldırılması hafif bir yükün kaldırılmasından daha kuvvetli bir kas kasılması gerektirir.
Vücut kaslarının etken gücü dinamometre denilen test aleti ile ölçülür.
Kasların kuvveti, yorgunluk,dinlenme, dengeli beslenme, arzu ve motivasyon gibi faktörlerin etkisi altındadır.
b) Kas Direnci
Kas Direnci;Kasların aşırı bir yorgunluğun etkisinde kalmaksızın zor bir faaliyeti devam ettirme yeteneğidir.Kas direnci ,kas gücü ve dolaşım –solunum sisteminin yeterliliğine bağlıdır.Dolaşım-Solunum sisteminin yeterliliği büyük önem taşır, çünkü kaslara yeterli oranda oksijen ve enerji gitmediği için ve metabolik artıklar dışarı atılmadığı için kaslar çalışamaz.Bu;direnç açısından kan dolaşımının ne kadar önemli rol oynadığının bir kanıtıdır.İnsanların bacak ,sırt ,karın, kol ve omuz gibi organlarda önemli derecede kas gücüne gereksinimi vardır.
c) Güç
Güç , kasların düzenli bir kuvvet ile bütün vücut veya belirli vücut kısımlarını koordinasyonu ile harekete geçirme yeteneğidir.Güç;kas kuvveti ve kasılma hızına bağlıdır.
Kas kasılmalarının hızı da ,nörömüsküler sistemle,kasın fizyolojik kondisyonunun uyumuna bağlıdır.

KAS KASILMASI VE KALITSALLIK

Kas kasılmalarının hızı, hiç değilse kısmen kalıtsallığa bağlıdır. Kas kasılmalarının hızı,kaslara göre değişir.İnsanların fırlatma ve vurma gibi hareketlerde büyük bir kol gücüne ,atlama ve koşu gibi hareketlerde ise büyük bir bacak gücüne gereksinimi vardır.Genellikle bütün spor dallarında ,fakat özellikle ağırlıkla çalışmalarda güç çok önemli bir rol oynar.
d) Fleksıbılıte ve Ajılıte
Fleksıbılıte, vücudun çeşitli eklemlerinde, iş anında azami bir hareket derecesine elde etme yeteneğidir. Ajilite ise, tüm vücut veya vücudun belirli kısımlarının hareketini hızlandırma yeteneğidir. Her ikisi de sportif başarı için gerekli olan temel unsurlardır ve bir nöromüsküler kondisyona bağlıdırlar.
e) Denge
Denge, vücut pozisyonunu kontrol etme yeteneğidir. Denge,öncelikle vücudun denge algı organlarının uyumuna bağlıdır. Bu denge organları orta kulak,vücudun içinden gelen uyarmaları duyan algı ve tendonların içinde bulunan görme dokunma duyularıdır.Denge kabiliyeti kişilere göre değişir.

Yorgunluk, uyku, dinlenme, oyun çalışma, egzersiz gibi bir çok faktör dengeyi etkiler.
f) Beceri ve Koordinasyon

Beceri:Başkasına oranla kassal bir hareketi, daha iyi bir şekilde ,daha az efor ve süre harcayarak yapabilme yeteneğidir.

Beceri hareketi yapan kaslara ,destek olan diğer kas gruplarının aksaksız koordinasyonuyla elde edilir.
Koordinasyon ise;vücudun belirli bir hareket veya bir hareket serisini oluşturabilmek için vücut kaslarının faaliyetlerini en yeterli bir şekilde düzenleme yeteneğidir.Beceri ve koordinasyon unsurunda kalıtımın önemli bir rol oynadığı görülmektedir.çünkü yapılan antrenmanın hacmi ne olursa olsun ,bazı insanlarda kalıtımından ötürü koordinasyon yetersizlikleri görülür.

Koordinasyon ,yüksek derecede bir nöromüsküler uyumu ,kasların optimal fizyolojik kondisyon durumunu ve çeşitli motor faaliyetlerinin mükemmeliyetini gerektirir.

Yürüme, koşma, zıplama, sıçrama, fırlatma, vurma, yakalama, kaldırma, çekme, itme ve taşıma gibi temel hareketleri yaparken insanların beceri ve koordinasyon yeteneğine ihtiyacı vardır.
Fizik Kondisyonunu Etkileyen Faktörler
Fizik kondisyon bir çok faktörün etkisi altındadır.Bu faktörlerin en önemlileri
Aşağıda belirtilmiştir.
1-Kalıtım
2-Zihinsel ve ruhsal sağlık
3-Uyku ve dinlenme
4-Egzersiz ve rekreasyon aktiviteleri
5-Beslenme
Kalıtım
Fiziksel yapı bakımından bir çok kişisel farklılıklar daha doğuştan itibaren kolayca gözlenir.Bazıları daha iri bazıları daha ağır , bazıları daha boyludur.Bir insanın fizik kondisyonunu etkileyecek kalıtımsal özellikler aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.
-Optimal boyut ve vücut tipi,
-Duyma,görme,hissetme gibi algılar
-Kas sisteminin gelişimi
-Damarların tipi ve zedelenmelere karşı dayanıklılık
-Hazım ve solunum borularındaki farklılıklar
-Sinir sisteminin tipi
-Reaksiyon süresi
-Kas kasılmalarının hızı


ZİHİNSEL VE RUHSAL SAĞLIK

Ruhsal ve fiziksel faaliyetler arasında sıkı bir ilişki vardır.Merkezi sinir sistemi kaslarının etkisi Zihinsel ruh altında bulundurur.Bu etki sadece kasların faaliyetlerinin uyumunu sağlamakla sınırlı olmayıp ,aynı zamanda kasların çalışma kapasitesini de düşürmektedir.Ağır bir egzersiz esnasında yorgunluk durumunun baş göstermesi,sinir sistemi tarafından oluşturulan koruyucu bir mekanizmadır.Faaliyeti önlemekle kasa aşırı yükleme yapılmasını önlemiş olur.

Herhangi bir hareket esnasında zihinsel efor yoluyla kas geriliminin arttırılacağı herkes tarafından bilinmekte olup,zihinsel efor yoluyla kasın kasılma gücünün ne dereceye kadar arttırılacağı kişilere ve kişinin kas kütlesine göre değişir.
His enerji veren bir güçtür.Yapılan çeşitli gözlemlerde elde edinilen bilgilere göre,pek çok kişi tehlike karşısında üstün bir güç gösterebilir.
Üstün bir sportif performans, yani bir şampiyon performansı ,genellikle gizli enerji kaynakları olan hisler yoluyla gerçekleşebilir.

UYKU VE DİNLENME

Uyku ve dinlenme, bir insanın fizik kondisyonu bakımından en az beslenme kadar önemli bir faktördür. İnsan oğluna ait bütün fizyolojik olaylar, bu faktörün gerekliliğini ortaya koyar. İnsan vücudu hiç durmadan çalışan bir makine değildir. Yeniden enerji almak, canlanmak ve toparlanmak için belirli sürelerde muntazam dinlenmeye ihtiyacı vardır.

İnsanın uykusu geldiği zaman şuurunun kontrolü azalmaya ve algıları birer birer kaybolmaya başlar. Sırasıyla önce görme, sonra tat, koku, duyma ve dokunma hisleri kaybolur. Uyku esnasında, insanın enerji tüketimi en düşük seviyesine iner. Uyku dinlenme anlamına gelmemelidir. Önemli olan uykunun kaç saat olduğu değil uykunun kalitesidir. Bir insanın uyumadığı halde dinlenmesi yada uyuduğu halde dinlenmemesi mümkündür. Uyku ihtiyacı da insanlara göre değişir. Genellikle normal bir toparlanma süresi olarak 8 saatlik bir uyku yeterlidir. Fakat sabahtan akşama kadar kas gücüyle çalışan bir insanın, kafasıyla çalışan bir insana oranla daha az uykuya ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Enerjinin takviyesi için 4 saatlik bir uyku yetmesine karşılık zihinsel efor yoluyla çalışan bir insanın bunun iki misli süreye ihtiyacı vardır.

İnsanların yaşlarına göre uyku saatleri de değişiklik gösterir. Örneğin, 65 yaşını aşan insanlarda günde 4-5 saatlik bir uyku yeterli olurken olgun bir sporcuda bu süre 8-10 saattir.

EGZERSİZ VE REKREASYON

Günlük çalışmaların günlük ve tek düze atmosferlerinden sonra ortam değiştirerek eğlendirici ve dinlendirici konulara yönelmek vazgeçilmez bir gerçektir. Hep aynı tempo ve aynı egzersizlerle spor yapmak sporcuyu monotonluğa taşır. Bu monotonluğu yok etmek ve sporcunun olaya ilgisini kaybetmemek için sporcunun antrenmana ilgisine göre eğlendirici oyunları ve ufak yarışmaları bu antrenmanlara ilave etmek gerekir.

Bu şekilde sporcu fazla sıkılmadan aynı antrenman çizgisi üzerinde tutulabilir.

BESLENME

Vücudun ihtiyacı olan gerekli gıda miktarı, gıdadan alınan enerji miktarı ile vücudun sarfettiği enerji miktarı arasındaki dengeye bağlıdır.Enerji gereksinimi kalori ile ifade edilir.

Aktif bir insanın günlük enerji ihtiyacı kişinin vücut tipine, yaşına, fizik kondisyonuna ve yaptığı işin ağırlığına bağlı olarak 1000-8000 kalori arasında değişir. Aktiviteyi artırıp veya azaltıp besin miktarını aynı tutarsak vücut ağırlığında artma veya azalma olur.

Organizma sıhhatli durumunu koruyabilmek için doğru ve uygun ölçüler içinde protein yağ ve karbonhidratlardan oluşan bir karışımla gıda ihtiyacını karşılar. Bunların yanında önemli yer alan vitaminler ve mineraller vardır.

Beslenmede esas maddeler olarak bilinen karbonhidratlar yağ ve proteinler birbirinden farklı özelliklere sahiptir.Proteinler hücrenin yapı ve muhafazasını sağlarken ,yağ ve karbonhidratlar kuvvet ve ısı enerjisini yakıt maddeleri olarak kullanırlar.

Tek yönlü ve sadece etli gıdalarla (proteinle) beslenme ne kadar zararlıysa sadece yağlı besinler ve karbonhidratlarla beslenmekte o kadar zararlıdır. Organizma lüzum halinde yağdan karbonhidratları, karbonhidratlardan da yağ sentezleyebilir. Fakat yağ ve karbonhidratlardan protein elde edemez. Bunun içindir ki proteinler mutlak suretle gıda maddelerinden alınmalıdır. Yerine bir başkası konamaz.

SİNDİRİMİ GÜÇ OLAN BESİNLER

Sindirim sisteminde uzun süre tutulurlar. Sindirimi kolay besinler ise kısa süre içinde organizmaya yararlı hale gelirler. Sportif aktivitelerden önce alınan besinler bu sebeple sindirimi kolay besinler olması gerekir. Her sporcu kendi tecrübelerine dayanarak sindirimi zor bir yemekten sonra bir yorgunluk ve hafif bir uyku hissinin meydana geldiğini bilir. Çünkü, ağır bir yemekten sonra organizma önemli miktarda kanı sindirim organlarına sevketmek zorunda kalır. Sporculardan bir çoğu aktiviteden önce öğünü, mesela öğle yemeğini yemezler veya çok az olarak yerler. Bu hususta en uygun olanı, en son yemeği aktiviteden 2-3 saat önce yenmesi uygundur.

SİNDİRİMİ GÜÇ OLAN GIDALAR

Örneğin yağlar, kurutulmuş gıdalar, salamurlar, katı pişmiş yumurtalar, kutu sardalyalar alınmaması gerekir. Bunun yanında tavsiye edilebilecek gıdalar şunlardır; Protein olarak; tavuk eti dana eti, sulu pişmiş sahanda yumurta, beyaz peynir veya sütlü besinler, Karbonhidrat olarak; pilav patates püresi, elma kompostosu, yeşil salata, meyve, yulaf ve buğday ezmesi, bal ve olgun meyveler.

Fazla sıvı gıdanın alınması da organizmaya yeni bir iş yüklemektedir.antrenman sırasında veya antrenman sonrasında denenmiş bir yolda,kabuğuyla beraber kesilmiş bir dilim limonun ağızda çiğnenerek tutulmasıdır.

Özet olarak; iyi ve devamlı bir sportif yetenek için sporcuyu desteklemek için alınacak gıdanın mantıki besinler karışımından oluşması gerekir. Bu karışım hususunda tavsiye edilebilecek çeşitleri şu şekilde sıralayabiliriz;

Proteinli gıdalar olarak, her tip peynir, süt balık, kanatlı hayvan etleri, sığır, koyun dana etleri her türlü sebze.

Yağlı gıda olarak; zeytinyağı, ayçiçek yağı, keten tohumu yağı, nebati yağlar ve tereyağı. Yağ ve protein olarak en iyi gıdalar, ceviz, fındık ve badem, fıstık tavsiye edilebilir.

Karbonhidratlı gıdalar, bal kuru üzüm, buğday çiğ yulaf ve buğday ezmesi, haşlanmış pirinç, patates, olgun meyveler(muz, armut, portakal, taze üzüm, elma vs)tavsiye edilir.

Önemli vitamin olarak çiğ meyve, salata, çiğ hazırlanmış sebzeler mevsime uygun şekilde diğer yemeklerin yanında verilebilir. Limon vitamin C bakımından oldukça zengindir. Yemeklerde ve salatalarda ekşi tat vermek üzere sirke yerine koruk kullanılabilir.

Sıvı gıdalar olarak her çeşidiyle süt, kakaolu süt ve meyve suları ile süt karışımı portakal suyu havuç suyu, domates suyu, çay ve maden suyu.

Alınacak gıda maddelerinin yukarıda verilen esaslar üzerine seçimi ve karışımı sporcunun mücadele gücüne spor kabiliyetini arttıracak, sıhhatini koruyacak ve kendini daima iyi hissetmesini sağlayacaktır.

Sportif Aktivite ve Dengeli Diyet

Dengeli bir diyetin hazırlanmasında şu faktörler dikkate alındığında;
Protein Yağ Karbonhidrat
%15-20 %20-30 %50-60
Bu değerler total kalori ihtiyacının yüzdeleridir.


Hazırlayan Ali Kemal Tüfekçi'ye teşekkürler..

TAŞİKARDİ


Kalbin atım sayısının 100’ün üstünde olmasına taşikardi denir. Taşikardi görülen kişilerin kalp krizi geçirme oranı çok daha yüksektir. Sigara, alkol, kafein tükemi, uykusuzluk veya stres taşikardinin oluşmasına neden olan sebeplerin başında gelir.

TAŞİKARDİKalbin atım sayısının artarak, normal değerlerin üzerine çıkması haline taşikardi denir. Kalbin hızı, bir dakika içindeki atım sayısıyla belirlenir. Bu hızın normal değerleri, yaşa bağlı olarak değişir. Yeni doğan bir çocuk için bu değerler 100 ile 140; yetişkinlerdeki normal değerlerse 60 ile 100 arasındadır. Kalbin atım sayısının 60’ın altında olmasına bradikardi, 100’ün üstünde atmasına ise taşikardi denir.
Kalbin içinde uyarı üreten, kalbin kendi pili diyebileceğimiz sinüs düğümü adlı bir merkez vardır. Normal atan kalpte kalp normal de atsa, taşikardik yada bradikardik de atsa ilk elektrik uyarısı bu noktadan çıkar. Bu noktadan uyarı çıkmayıp kalp içerisinde başka noktalardan elektrik uyarısı çıkması haline aritmi denir.

Bir de çarpıntı (tıp dilindeki ismi palpitasyon) terimi vardır ki bunu taşikardi terimiyle karıştırmamalıdır. Çarpıntı, kalp atışlarının hastanın kendisi tarafından hissedilmesi demektir. Çarpıntı sırasında kalbin atım sayısı düşük (bradikardi), normal veya fazla (taşikardi) olabilir. Taşikardisi olan kişiler genellikle çarpıntıdan da şikayet ederler. Yani her taşikardiye çarpıntı, her çarpıntıya taşikardi eşlik etmeyebilir. Bazan, kalbin anormal atımları, terleme hissi veya çarpıntı şeklinde tarif edilebilir.

TAŞİKARDİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?
Taşikardi, herhangi bir hastalığa veya sebebe bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi, doğrudan sadece kalple ilgili olarak da ortaya çıkabilir. Vücudun kan ve oksijen gereksiniminin arttığı egzersiz durumunda kalp normal olarak hızlanır ve fizyolojik bir taşikardi meydana gelir. Hatta vücutta, yine kan ve oksijen gereksinimini arttıran korku, kansızlık, ateş (Ateşin 1°C artması, kalbin dakikadaki hızını 20 artırır), troid bezinin aşırı çalışması gibi hastalıklar nedeni ile de taşikardi oluşur ve burda yine fizyolojik taşikardi söz konusudur. Çünkü ortada kalpten kaynaklanan bir hastalık yoktur. Vücudun ihtiyacı artmıştır ve kalbin sinüs düğümüde kalbi hızlı çalıştırmaktadır.

Bir de doğrudan kalple ilgili olarak ortaya çıkan taşikardiler vardır ki, bunlar genellikle kalp hastalıklarıyla ilgilidirler (damar sertliğine bağlı koroner yetersizlikleri, kalp yetersizlikleri, kalp iltihapları ve sebebi bulunmayan haller).

Kalpten kaynaklanan ritm bozukluklarını kabaca kalbin kulakçıklarından ve karıncıklarından kaynaklanan aritmileri olarak ikiye ayırabiliriz.

Bir kaç istisnai durum dışında kalbin karıncıklarından kaynaklanan aritmiler daha tehlikelidir ve daha hızlı tedavi gerektirir.

Taşikardi 30 saniyeden uzun sürüyorsa kendiliğinden düzelse bile “sürekli taşikardi”, 30 saniyeden kısa sürüyorsa ve arada normale dönüyorsa -sık sık tekrarlasa bile- “süreksiz taşikardi” olarak isimlendirilir. Ritm bozukluğunun hayati tehdit etmesi açısından bir göstergedir.

Kalpte ritm bozukluğu yapan kalbe ait hastalıklar ve kalp dışı nedenler aşağıdaki gibidir:
Daha önce geçirilmiş kalp krizi veya ateroskleroz
Kalp hasarı veya doğumsal kalp hastalığı ( Uzun QT sendromu )
Kalp yapısının veya fonksiyonlarının bozulması, kardiomiyopati (kalp kasının anormal olarak genişlemesi, kalınlaşması, sertleşmesi) veya kapak hastalığı
İlaçların etkisi

Aritminin diğer nedenleri kalple ilişkili değildir. Bunlar;
Ciddi stres
Kafein tüketimi (çikolata da dahil)
Alkol tüketimi
Sigara
Öksürük, soğuk algınlığı, kilo vermek için reçetesiz satılan ilaçlar.
Bazı uyuşturucular (Kokain gibi)
Uykusuzluk

TAŞİKARDİ HANGİ YAŞLARDA SIK GÖRÜLÜR?
Anne karnındaki dönem de dahil olmak üzere aritmi hemen her yaşta görülür. Ancak atriyal fibrilasyon gibi bazı aritmiler ileri yaşlarda ventriküler taşikardi ve ventriküler taşikardi gibi aritmiler kalp krizi geçirenlerde daha sık görülür.

ARİTMİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Doğrudan kalple ilgili taşikardiler zaman zaman nöbetler halinde ortaya çıkar. Birkaç saniye sürebildikleri gibi, saatlerce, hatta günlerce de sürebilirler. Bu taşikardilerin kalbin kulakçıklarından veya karıncıklarından kaynaklanmalarına bağlı olarak değişik tipleri vardır. Bunların tedavileri tiplerine göre değişiklik gösterir. En tehlikeli olanı, Ventüküler taşikardi denilen karıncıktan kaynaklanan bir tipi olup hemen müdahale edilmezse hasta ölebilir. Aritminin belirtileri kişiden kişiye ve anormalliğin kaynağına göre değişir.Bazı kişilerde hiç belirti görülmez. Yani hasta herhangi bir anormallik hissetmez ama aritmi vardır.

Ancak sıklıkla hissedilen belirtiler şunlardır;
Çarpıntı
Göz kararması , yorgunluk, bayılma ( kalpten beyne ve vücuda yeterli kan gitmemesine bağlı)
Özellikle yaşlı kişilerde nedeni anlaşılamayan düşmeler
Angina (göğüs ağrısı,baskı hissi )
Nefes darlığı (dispne )
Ciddi durumlarda kalp durması ve ani ölüm görülebilir.

ARİTMİ TANISI NASIL KONUR ?
Aritmi tanısını koymak çok önemlidir. Çünkü uzun süreli tanı konmamış artmiler zamanla kalpte geri dönüşümsüz hasara yol açarlar. Bundan dolayı eğer bir kişi kalbinde çarpıntı hissediyorsa zaman kaybetmeden bir kardiyoloğa başvurmalıdır. Aritmi tanısı koymak için bir sürü değişik test vardır.

Elektrokardiogram: (EKG); Aritmi tanısında çekildiğinde en değerli test olmakla birlikte aritmi esnasında çekilirse tanı koydurucudur. Hasta hastaneye ulaştığında ritmi düzelmişse normal çıkacaktır. Sadece 10-15 saniyelik bir kayıt süresini gösterdiğinden kısa süreli ve seyrek olan aritmileri bu testle tesbit etmek zordur. Bu yüzden aritmi hissedildiği zaman EKG çekilebilecek en yakın merkeze gitmek en doğrusudur. Ondan sonra tedavi için istenilen hastaneye gidilebilir.

Holter testi: 24 ile 72 saat süresince hasta gündelik hayatını yaşarken kalp ritmini kaydeden bir cihazın verilerin bilgisayar ortamında analizi ile yapılan bir testtir. Cihaz takılı iken aritmi olursa tanı konulabilir yoksa sonuç normal bulunacaktır. Ancak cihaz takılı iken hasta palpitasyon dediğimiz çarpıntıyı hissetmiş ama o esnada kalp ritmi normal bulunmuşsa, hastada aritmi saptanmamış olur ki buda hastada hastalık olmadığını sorunun psikolojik kaynaklı olduğunu gösterir.Ekokardiogram: Kalbin yapısını ve fonksiyonlarını göstermek için ses dalgalarını kullanır.Hastanın atan kalbi video ekranında görülür ve doktor bu görüntüden kalbin duvar kalınlığını, boyutunu ve fonksiyonunu saptar.

Kalp Kateterizasyonu: Bunlardan biri Elektrofizyolojik tetkiktir.Aritminin tam kaynağını ve doğasını saptamak amacıyla kontrollü elektriksel uyarılar kullanılır.Elektriksel fonksiyon bozukluğu saptandığı zaman radiofrekans ablasyonu bunu tedavi etmek için kullanılır.

Tilt masa testi: Aritmiyle ilişkisi olmayan bayılma ataklarının nedenlerini saptamak amacıyla kullanılır.Test esnasında hasta masaya yatar ve bağlanır.Daha sonra masa ayağa kaldırılır ve kalp hızı ile kan basıncı ölçülür.

ARİTMİ HASTALARINA NE TEDAVİ VERİLİR?
Tedavi metodu aritminin cinsine ve ciddiyetine göre değişir. Kalp dışı sebeplere bağlı taşikardiler, altta yatan sebep düzelmedikçe devam ederler. Onun için bu tür taşikardilerin tedavisi, buna sebep olan hastalığın tedavisiyle mümkündür. Mesela, kansızlığa bağlı taşikardide kansızlık düzeltilmedikçe taşikardi de düzeltilemez. Öncelikle bir Kardiyoloji Uzmanı değerlendirilmesi önerilir. Çünkü hayatı tehdit edici çarpıntılar kardiyak kökenli olanlardır. Kardiyak nedenler ekarte edilince diğer nedenler tespit edilerek, ilgili uzmanlık tarafından gerekli tedavisi yapılır.

Bir çok süreksiz aritmiler yaşam şeklini değiştirmek dışında tedaviye ihtiyaç duymazlar. Bunlar;
Kahve alımını azaltmak veya kesmek
Alkol alımını azaltmak
Sigarayı bırakmak
Belirli ilaçlardan kaçınmak ( grip ilaçları gibi)
Stres kontrol etme teknikleri kullanmak
Betabloker, kalsiyum kanal blokerleri veya digoksin adı verilen ilaçlar hastalara yazılabilir.

Ciddi durumlarda antiaritmik ilaçlar önerilebilir. Bu ilaçlar aritmiye yol açabilecek ciddi yan etkilerinden dolayı dikkatli kullanılmalıdır. Bundan dolayı bu ilaçları alan kişilere nasıl alması gerektiği dikkatli bir şekilde öğretilmelidir.

Aritmilerin genellikle kalbin çalışma düzenini bozduğu için kalp durması veya kalp yetersizliği yaparak hayatı tehdit eder. Ancak atriyal fibrilasyon gibi bazı aritmiler sırasında kalbin içinde pıhtı oluşup daha sonra buradan kopan pıhtıların beyin ve kalp damarlarını tıkama riski vardır. Bu riskin mevcut olduğu hastalar sürekli kan sulandırıcı ilaç almak zorundadır.

Atriyal fibrilasyon gibi bazı aritmilerin hayati tehlikesi düşük olup ayaktan tedavi edilebilirken ventriküler taşikardi gibi kalbin karıncıklarından kaynaklanan aritmiler hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir.

Bir çok aritmisi olan hasta normal bir hayat sürdürür. Bundan dolayı başdönmesi veya bayılma gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

TAŞİKARDİLERDE ELKTROŞOK TEDAVİSİ NE ZAMAN UYGULANIR?
Taşikardi ister kalbin kulakçık kısmından ister karıncık kısmından kaynaklansın eğer hastanın tansiyonun düşürmüşse veya hastanın nefes darlığı, göğüs ağrısı ve bayılma gibi belirtilere sebep oluyorsa vakit geçirilmeden elektroşokla düzeltmek gerekir. Yoğun bakım veya acil servis şartlarında tecrübeli doktorların nezaretinde gayet güvenli, hızlı ve çoğunlukla kesin bir tedavi şeklidir.

AMELİYAT TEDAVİSİ GEREKİR Mİ?
Bazen ameliyatla tedavi yöntemleri tercih edilebilir. Kalp hızı çok yavaşladığında cildin altına yerleştirilen kalıcı kalp pilleri gerektiğinde kalbe elektrik uyarıları verirlir. Kalp hızı çok arttığında , hızını düzelten otomatik elektroşok cihazları (ICD ) hastanın göğsüne ameliyatla yerleştirilir. Bu cihazlar ventriküler fibrilasyon veya ventriküler taşikardi için tedavi edici özelliktedir. Aynı zamanda kalp pili özellikleri de vardır. Elektrofizyolojik çalışma: Bacaktaki yada boyundaki kan damarlarından kalbe kateter gönderilir ve radiofrekans enerji verilerek aritmi oluşturan anormal alanlar yakılır. Bazı durumlarda bu yöntemle kesin tedavi sağlanır.

TEDAVİ SONRASI NELERE DİKKAT ETMEK GEREKİR?
Aritmilerin büyük çoğunluğu tekrarlama eğilimindedir. Bu yüzden tedavi sonrası yıllarca bazı ilaçları kullanmak ve kardiyolog kontrolu altında olmak gerekir. Taşikardi”yi önlemek için kiloya dikkat etmek, sağlıklı beslenmek, düzenli spor yapmak, çay, kahve tüketimini azaltmak, sigara ve benzeri keyif verici maddelerden uzak durmak gerekir. Hatta ilerde kalp ve ritm bozukluğuna yol açabilecek yüksek tansiyon, yükek kolesterol ve şeker hastalığı gibi hastalıklar bu günden tedavi edilmelidir ki ritm bozukluğu için zemin oluşturmasınlar.

SPOR PSİKOLOJİSİ


SPOR PSİKOLOJİSİ
İnsan vücudu, bilindiği gibi fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir saç ayağı üzerinde iç ve dış dengesini kurmuştur. Bu ayakların her biri, insanın sağlıklı bir yaşam sürmesini ve sağlıklı davranışlar sergilemesine neden olmaktadır. Aşağıdaki satırlarda spor psikoloji ile ilgili bazı temel kavramların tanımlarını bulacaksınız.

1-Başarının psikolojik önkoşulları nelerdir?

Sportif başarı bedensel performans zihinsel performans ve psikolojik performansın toplamlıdır. Özellikle derby maçları olarak tanımlanan, üstün fizik kondisyon ve mükemmel tekniğe sahip en iyi sporculardan oluşan takımlar arasındaki müsabakalar aslında “psikolojik maçlar”dır. Bu gibi durumlarda başarılı olmak için gereken ön koşullar bilen ve uygulayabilen sporcu ile antrenör başarılı olacaktır. Kazanmak, galip gelmek ya da yenilmemek olarak düşünülmemelidir. Sadece sonucu düşünmek ve ne olursa olsun galip gelmeye çalışmak sporcunun doğru düşünmesini ve doğru davranmasını engeller. Sporcu sadece mevcut potansiyelini sergilemeyi düşünmelidir. Rakibin gücü, maçın önemi, seyircinin tezahüratı, basının izlemesi, sporcu izin vermediği sürece performansını etkileyemez. Sporcu başarısını sağlayanında, engelleyeninde yalnızca kendisi olduğunu bilmelidir. Tek rakip vardır, o da sporcunun kendisi kendisini yendiği zaman, yani izleyicinin, basının, rakibinin, hakemin, hatta hava ve saha durumunun başarısına tanık olmaya hazır beklediğine inandığı zaman kazanmış demektir. Ve sonuç kendiliğinden gelir. Bu güvenle sahaya çıkan sporcu her şeyin kendi kontrolünde olduğuna inandığı için ne gerekiyorsa yapacaktır. çünkü, beyni ile vücudu arasında önlenemeyecek bir iletişim vardır. Aksini düşünürse vücut da o şekilde hareket eder ve vücut nasıl davranırsa beyin o şekilde düşünür. Panik halinde hareket eden, koordinasyon bozuk, telaşlı davranışlar sergileyen, hakeme sinirle el kol hareketleri yapan, takım arkadaşlarına bağıran bir sporcunun beyni, o gün kötü bir günde olduğunu, her şeyin ters gittiğini, bu kadar şansız bir günde kazanmanın mucize olacağına düşünmeye başlar. Düşüncesinde yenilgiyi kabullenen, kazanacağı konusunda şüpheler olan sporcu, asla kazanamaz. Başarılı sporcu mücadeleyi seven, zorluklarla başa çıkmayı zevkli hale getirebilen, yaratıcı, büyük düşünen ve hayaller kurmaktan korkmayandır. En yeni tekniklerle, en iyi koşullarda ve en bilgili antrenörlerle çalışan, benzer yetenekli birçok sporcudan sadece bazılar şampiyon veya yıldız sporcu olur. çünkü, onlar psikolojik olarak başarmaya hazırdırlar. Kendine güvenir, yenmek ya da yenilmemek için oynamaz, sadece elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Yaptığı işten zevk alır ve kendisi izin vermedikçe hiçbir şeyi ya da kimsenin başarısını engelleyemeyeceğini bilir. Kendisi ile ilgili asla olumsuz düşünmez. Sadece o anı yaşar ve hata yapmaktan korkmaz. Olumlu davranışlara yol açacağına inanır. Neşeli rahat ve kendinden emindir.

2-Sporda psikolojik bilgi edinme nedir?

Bir antrenör sporcularını seçerken ve antrenman planlaması yaparken onların fiziksel özellikleri kadar, psikolojik özelliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Birçok antrenör sporcuların neler hissettiğini çok iyi bildiğini, onları anlayabildiği çünkü daha önce (sporcuyken) benzer şeyleri kendisinin hissetmiş olduğunu düşünür. Ancak bu tür subjektif değerlendirmeler yanıltıcıdır. Sporcular hakkında doğru bilgiler elde edebilmek için bilinçli yöntemler seçilmelidir. Spor psikolojisinde en çok kullanılan tanı koyma yöntemleri; vaka tarihçesi, gözlem, deney, test ve sosyometridir.
Vaka tarihçesi: Bir sporcunun hayatı ve özgeçmişi hakkında bilgi toplamayı ifade eder. Bilgiler genellikle anket yöntemi ile toplanır. Gerekli olduğu hallerde sporcuya yakın kişilerle görüşme yapılır.
Amaç sporcunun umutları, hobileri, spor geçmişi, ulaşmak istediği hedefler, evindeki yaşam koşulları, ailesinin tavrı ve eğitim tarzı, geçmişteki başarı ve başarısızlıkları ile okul ve mesleki durumunu tespit edebilmektir.
Gözlem: Yeni bilgiler edinmek için planlı bir şekilde sporcunun gözlenmesidir. Bu yöntem sporda vazgeçilmez tanı yöntemlerinden biridir. Sporcunun bir başkası tarafından gözlenmesi (dış gözlem) sonucu, yorgunluk belirtileri, saldırgan tepkileri, öğrenmedeki ilerlemesi, korkuları, etkileşim şekilleri ve belirli durumlardaki duygusal tepkiler saptanabilir. Bunun yanı sıra sporcunun da kendisini gözleyerek (içebakış) ne zaman heyecanının yükseldiğini, hangi durumlarda dikkatini tam olarak toplayabildiğini özel antrenman ve yarışmalarda ne düşündüğünü, neler hayal ettiğini saptaması yararlı olur
Deney: Bir olayın planlı ve kasıtlı olarak gerçekleştirilmesidir. Sporda deney ve testi kesin olarak birbirinden ayırmak olası değildir. Deneyde daima bağımlı bağımsız değişkenler bulunur. Bağımsız değişken deneyi yöneten kişi tarafından tespit edilip düzenlenir. Bağımlı değişken ise tespit edilmiş koşulları bağlı olarak gözlemlenen değişiklilerdir. Örneğin, uykusuzluğun basketboldeki isabet yüzdesi üzerine etkisi araştırıldığında, uykusuzluk bağımsız değişken, isabet yüzdesi bağımlı değişkendir.
Test: Sporda test yöntemleriyle hem yetenekler hem de kişilik özellikleriyle ilgili bilgiler toplanır. Örneğin zeka testleri, fiziksel uygunluk testleri v. b Bu testlerin kullanım, uygulama ve değerlendirilmesi ilgili test prosedürüne uygun yapılmalıdır.
Sosyometri: Bir grup veya takımın öncelikle duygusal yapısını belirlemeye yarayan tüm çalışmaların ortak adıdır. Bu çalışmalar belli kriterlere göre kabul görme veya reddedilme yoluyla gerçekleşir. Böylece gruptan dışlananlar ve sevilen kişiler ile grup içi ilişkiler ve sorunların nedenleri tespit edilebilir

Antrenörlerin, ancak tanı koyma yöntemleriyle sporcuları hakkında doğru bilgilere ulaşmaları ve buna dayanarak sporcuların gelecekteki davranışlarını hem tahmin etmeleri hem de sevk ve idare etmeleri olasıdır

3-Sporda düşünce süreçleri nelerdir?

Sporda düşünce sürecinin özelliklerinin ve çeşitlerinin bilinmesi hem antrenörün, hem de sporcunun teknik ve taktiği bilinçli olarak uygulayabilmesi açısından yararlıdır. Yarışmalar sırasında son derece heyecan duyulan ortamlarda ve her an beklenmedik durumlarla karşı karşıya olan sporcunun her şeye rağmen kendinden isteneni yapabilmesi hiç de kolay değildir.

Yarışma devam ederken bulunduğu pozisyon içerisinde hedefi, kendi durumunu, takım arkadaşlarının ve rakibin durumunu süratle değerlendirerek doğru hareket etmek zorundadır. Yapılan her hatayı veya olası daha uygun hareketi dışarıdan kolaylıkla gözleyip eleştirmek olasıdır. Sporcudan yoğun yüklenme içerisinde ve süratle hareket ederken mantıklı ve doğru hareket etmesi beklenir.
Antrenörler genellikle antrenmanlar içinde söylediklerine uygun davranan sporcunun yarışmalarda bunları unutmuş gibi davranmalarını anlamakta güçlük çekerler. Oysa bilinme gerekir ki yarışmalarda gerçekleştirilmesi istenen düşünce süreçleri ancak yarışmaya benzeyen anlam ve önemi olan ortamlarda öğretilebilinir. Ve sporcunun deneyini geçirdiği hazırlık sezonu ile sporun türü, düşünme şeklini etkiler. Sporda görülen düşünce çeşitleri aşağıda örneklenmeye çalışılmıştır.
Somut düşünce: Özellikle küçük yaştaki sporcuların düşünme şekli, somut olarak algılanabilene bağlıdır. Bu yüzden oyun içindeki olası gelişmeleri önceden zihinde canlandırarak soyutlamaları olası değildir. Ancak 10-12 yaşından itibaren sporcudan somut düşünceyi gerçekleştirmeleri beklenebilir.
Yeniden üretilen düşünce: Yeni ilişkileri kavrama ve yeni çözümler geliştirmede büyük yarar sağlar. Yeni hareketler bulunması bunlar arasında bağlar kurulması yeteneğidir. Ve hayal gücüyle yakından ilişkilidir. Özellikle dans, artistik patinaj, ritmik cimnastikte yaratıcı düşünce yeteneğine gereksinim vardır.
Ama genelde tüm performans sporcuları için yaratıcı düşünce zorunludur
Kavram düşüncesi: Hareketlerin öğrenilmesi ve uygulanmasında temel oluşturur. Sözlü olarak yapması gerekeni anlayabilen sporcu, becerilerini daha net ve istenen hedefe yönelmiş olarak gerçekleştirebilir.
Her kavramın bir içeriği vardır. Bu kavramın açık ve net olarak ortaya konması daha çabuk öğrenilmesini sağlar. Bu antrenör ve sporcunun birbirini anlayabilmesi için şarttır.
Soyut düşünce: Sporcunun edindiği deneyimleri göz önünde bulundurarak karşılaştığı benzer sorunların üstesinden gelebilmesini sağlar. Bu sayede sporcu var olan yetenek ve becerilerini sonuç elde etmeyi sağlayacak şekilde organize edebilir.
Sezgisel düşünce: Sporcunun daha önceden edindiği benzer bir deneyim olmamasına karşı yeni olan sorun ile ilgili çabuk ve doğru karar verebilmesidir. Örneğin sporcunun uygulanmakta olan taktiğe uygun olmayan bir harekete bulunarak takımına sayın kazandırması ya da antrenörün iyi bir oyuncuyu görünen bir neden olmaksızın değiştirmesi gibi.
Kontrollü düşünce: Sporcunun kendi hareketlerini analiz edebilmesi ve hatayı kendi dışındaki nedenlerle(rakip, antrenör, takım arkadaşları, hakem v. b)aramak yerine, kendi yanlışlarını tespit etmeye yönelmesidir. Bu sayede sporcu kendisini bilinçli olarak izleyerek var olan yanlışlarını düzeltebilir.
Batıl düşünce: Bu düşünce şeklinde, arasında ilişki bulunmayan olay da nesnelerle başarı ya da başarısızlık arasında ilişki kurulmaktadır. Örneğin belli bir forma, maskot, muska, v. b Bağımlı şekle gelmedikten sonra özellikle genç sporcularda duygusal dengenin korunması açısından yararlı olabilir.

4-Sporda hedef belirlemenin önemi nedir?

Sporda hedef belirleme, sporcunun amacına ulaşabilmek içim öncelikle elde edilmesi gereken özelliklerin ortaya konulması anlamına gelir. Hedeflerin belirlenmesi, sporcunun performansını geliştirmek için planlamalar yaparken antrenöre yol gösterir.
Sporcudan beklenenlerin neler olduğunu açık ve anlaşılır biçimde ortaya koyacağı için de sporcunun motivasyonunu artırarak, çalışmanın kalitesini yükseltir. Sporda hedefler belirlenirken sporcunun sahip olduğu fiziksel ve psikolojik beceriler göz önünde bulundurulmalıdır.
Ulaşılması çok zor olan hedefler ya da hemen başarılabilecek kolay hedefler bir yarar sağlamaz. Sporda yeni başlamış, kendi kapasitesi ve spor branşıyla ilgili yeterli bilgisi olmayan genç sporcularda hedef belirlemeyi antrenör yapılmalıdır.

Ancak, ilerlemiş sporcularda, hedefin sporcunun kendisi tarafından belirlenmesi sporcunun daha istekli ve sorumlu davranmasını sağlar. Bu durumu antrenör ve sporcu arasında samimi ve güvene dayalı bir ilişki bulunmalı, sporcunun hedeflerini belirlemesine ona yardımcı olmalıdır.

Sporcunun eğer varsa o andaki hastalık veya sakatlık gibi problemleri unutulmamalı, onlar da göz önüne alınmalıdır. Hedeflerin ne zaman ve ne düzeyde olduğu bilinmelidir. Örneğin; hafta sonu oynanacak basketbol maçında 5 tane üç sayılık atış yapabilmek veya 10 savunma ribauntu alabilmek gibi.
Genelde sporcular ve antrenörler hedefleri maçı kazanmak olarak belirler. Oysa maçı kazanmak sporcuların kendi dışındaki başka faktörlere de bağlıdır. Örneklersek ; rakibin durumu, izleyicilerin etkisi, hakem, hava durumu v.b
Bu nedenle sonuç yerine performans düzeyi ile ilgili hedeflerin belirlenmesi daha doğru olabilir. Performans hedeflerinin gerçekleşmesi sonucunda başarı kendiliğinden gelecektir

Hedefler ulaşıldıkça basamaklı olarak yükseltilebilir. Hedefler sadece yarışmalar için değil, antrenmanlar için de belirlenmelidir. Sporcu yarışmadan daha uzun bir süreyi antrenmanlara ayırmaktadır. Hedeflerin belirlendikten sonra not şeklinde yazılarak sporcunun sürekli görebileceği bir yere asılması yararlı olur.
Hedefler başarıldıkça abartılı olmayan ödüller verilmesi sporcunun motivasyonunu devam ettirecek ve kendine olan güvenini artıracaktır.
Sporcunun hedefleri yanımda takımlar için de hedefler belirlenebilir. Ancak takım hedeflerinin sporcu hedefleriyle ilişki olmasına dikkat edilmelidir.
Takım hedeflerinin belirlenmesi sporcuların birlikte çalışma ve başarma isteğini artırır. Belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için sporcunun antrenörü yanında, takım arkadaşları ve ailesi tarafından da desteklenmesi gerekir. Hedeflerin zihinsel hayal edilmesi onların gerçekleştirilmesinde etkili bir yoldur.
Belirlenen hedeflerin neler olduğu, ne zaman gerçekleştirilmesi beklediği kartoteksler üzerinde yazılarak takip edilmeli ve kaydedilen ilerleme ile ilgili bilgiler sporcuya bildirmelidir.
Ama her şeyden önce sporcu ve antrenörü hedef belirlemenin yararına ve zorunluluğuna inandırmak gerekir.

5-Motivasyon nedir?

Sportif yüksek performansın elde edilmesi için sporcunun uzun ve yoğun antrenmanlara katlanması, ulaşılmış olduğu performansı değişik hava koşulları altında, rakip ve seyirci etkisine rağmen sergileyebilmesi onun motivasyonu ile ilgilidir.
Değişik nedenlere bağlı olarak bir davranışta bulunmak veya bulunmamak, bir işi yapmak ya da yapmamak motivasyonun hangi yönde ve ne kadar kuvvetli olduğu ile bağlantılıdır.
Burada motiv, bireyin içinde yaşadığı biyolojik ve sosyal ortamda varlığını sürdürmeye yönelik davranışlarının nedenidir.
Motivasyon ise bilinçli ve bilinçsiz, kalıtımsal ve öğrenilen psikolojik seyir ve durum için kullanılan bir terimdir.
Kısacası motivasyon, durumun şartları ve motiv arasındaki oyundur.
Motivasyon performansı olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanabilmek için antrenörün sporcularını yakından tanıması, onların ilgi ve gereksinimleri konusunda ilgilere sahip olması gerekmektedir. Bu konuda olanak var ise bir psikologla çalışmak en yararlı şekildir.

6-Yeterli motivasyon nedir?

Sporcunun fizyolojik ve psikolojik açıdan yarışmaya hazır olma durumudur.

7-Yetersiz motivasyon nedir?

Burada motivasyon düzeyi düşüktür. Yetersiz motivasyon durumundaki sporcu keyifsizdir, nedensiz yorgunluk hisseder, yarışmayı bırakma eğiliminde veya bir an önce yarışmanın bitmesi isteğindedir. İşte bu ortamda sporcuda “start tembelliği” söz konusudu

8-Start tembelliği nedir?

Sporcunun bir yarışmada yetersiz motivasyona sahip olması nedeniyle ortaya çıkan durumdur. Bu arada sporcu isteksizdir, yarışmayı bırakmak ister, savaşım isteği yoktur, sahip olduğu motor yetenekleri tam verimi ile kullanılmaz.

9-Start tembelliğinden nasıl kurtulunur?

Start tembelliği durumundaki bir sporcuda yapılması gereken ruhsal gerilimi artırmaktadır. Bnun için psikotonik antrenman uygulanmalıdır.

10-Aşırı motivasyon nedir?

Aşırı motivasyon durumundaki sporcu sinirli ve telaşıdır. Bacaklarda halsizlik, ellerde titreme görülebilir. ”Start telaşı” olarak isimlendiriln bir durum söz konusudur. Sporcunun davranışlar kontrolsüzdür.

11-Start telaşı nedir?

Sporcunun bir yarışmada aşırı motivasyona sahip olması nedeniyle ortaya çıkan durumdur. Burada sporcu kontrolsüz davranış ve aşırı gergin bir davranış biçimi sergiler.

12-Start telaşından nasıl kurtulunur?
Start telaşı durumundaki bir sporcuda yapılması gereken ruhsal gerilimi azalmaktır. Bunun için psikoayarlama antrenmanı uygulanmalıdır.

13-Psikotonik antrenman nedir?

Psikotonik antrenman, sporcuların psikolojik durumunu ayarlamak için kas tonusunun (geriminin) bilinçli olarak ayarlanması prensibine dayanır. Uygulamaya bakıldığında bir çok kas tonusunu ayarlama tekniği vardır. Bunlar sırasıyla, otojenik antrenman tekniği, progresif (gittikçe artan) rahatlama tekniği, psikofizik antrenman tekniği, aktif tonus ayarlama tekniği v. b dir

14-Psikoayarlama antrenmanı nedir?

Psikoayarlama antrenmanı, sporcuların psikolojik durumunu bir uzman denetiminde ve onun yönlendirmesiyle ayarlamak için kas tonusunun (geriminin) bilinçli olarak kontrol edilmesidir. Psikosomatik problemlerin azaltılması veya yok edilmesi hedeflenir. Psikoayarlama yoluyla yarışma için uygun zihinsel durum elde edilebilir, gereksiz enerji kaybı önlenebilir, sporcuda başarı ile ilgili kendine güven duygusu geliştirilir.

15-Otojen çalışma (traning) nedir?

Sporcuların psikolojik yönden yarışmalara hazırlanması içim kullanılan psikoregülasyon (psikolojik düzenleme) teknikler içinde en yaygın olanı otojen traning (otojen antrenman)dır.
Ruhsal ve bedensel gevşemeyi sağlayarak dinlenme süresini kısaltır. Otojen traning, fazla ışık ve gürültüden uzak bir odada yatar ya da oturur halde yapılabilir. Oturur durumda dirsekler dizlerde dayanmalı, baş öne doğru eğilmelidir.
Daha sonra son derece sakin ve huzurlu olduğu düşünülerek diğer bütün düşünceler kafadan uzaklaştırılır.
Ve aşağıdaki sırlanan altı psikofizik alıştırması uygulanmayı başlanır:
a-Kolların giderek ağırlaştığı ve sıcaklık hissiyle kaplandığı düşünülür.
b-Bacakların giderek ağılaştığı ve sıcaklık hissiyle kaplandığı düşünülür.
c-Karın bölgesinin üst kısmının ve giderek tüm vücudun sıcaklık hissiyle kaplandığı düşünülür.
d-Nefes alıp vermeye dikkat kesilerek, kontrol edilir.
e-Kalp atışlarına dikkat kesilerek düzenliliği kontrol edilir.
f-Alnın serinlik hissiyle kaplandığı düşünülür.

Otojen training (otojen antrenman) tek başına uygulamayı öğrenene kadar deneyimli bir uzman eşliğinde çalışılmalıdır.

16- Biyofeedback(Biyolojik Geri Bildirme) ile gevşeme

Biyolojik geri bildirme gevşeme, sporcuların psikoenerji yöntemlerine ve enerjilerine yaptıkları aktivitelere göre optimal(en uygun) kullanımlarına yardımcı olur. Eğer sporculardan üst düzeyde verim almak istiyorsak onların fiziksel ve psikolojik kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olmak gerekir. Sporcular vücutlarındaki gerginliklerle ilgili yeterli bilgiye sahip değillerse biyolojik geri bildirimle gevşeme çalışmaları gereklidir. Kas gerginliğini öğrenmede üç çeşit biyolojik geri bildirim kullanılabilir.

a- Deri sıcaklığı: Deri sıcaklığı genel gerginlik düzeyini işaret etmede önemli bir göstergesidir. Kaslar gevşek olduğundan deride daha fazla kan akışı olduğundan deride sıcaklığı yükselir, kaslar gergin olduğundan deride daha az kan akışı olduğundan deri sıcaklığı azalır.

b- Deri yüzeyinin elektrik aktivitesi: Derideki elektriksel aktiviteyi ölçen birçok yol vardır. Bunların içindeki en kullanışlı olan”galvanik deri tepkisi”dir (Galvanic Skin Responce-GSR). Vücut gergin olduğunda. ter bezleri gergin kaslarda meydana gelen ısıyı kaybetmek için daha aktif olur. Deride nem olduğunda elektrik aktivitesinin bir noktadan, diğer bir noktaya akışı daha kolaylaşmaktır. GSR ile derideki bir noktadan diğer bir noktaya olan bir dakikalık elektrik aktivitesi ölçülür. Bu ölçüm sporcuya işitsel veya görsel uyaranlarla bildirilir. Sporcular kaslarını gerdirme ve gevşetme çalışmalarıyla derideki nem oranlarını alçaltıp, yükseltmeyi öğrenmelidir. Bunun sporcular tarafından öğrenilmesi çok zaman almaz.

c- Kasların elektriksel aktivitesi: Kaslarla çok düşük düzeyde olan elektriksel aktiviteler”elektromyografi” EMG ile ölçülerek gerginlik tespiti yapılır. EMG yöntemiyle kas gerginliği ölçmek özellikle sporcuların özel kas gruplarında gerginlikler yaşandığında ve GSR ile sonuç alınmadığında oldukça yararlıdır.

Biyolojik geri bildirimle gevşeme sportif becerinin öğretimine benzer. Öncelikle öğretilecek beceri tespit edilmelidir. Öğretilecek beceri genel kas gevşemesi ile veya özel kas gevşemesi ile ilgili olabilir. Belirlenen becerinin, biyo geri bildirimle gevşeme olarak nasıl çalışacağı sporcuya açıklanır ve gösterilir. Sporcu sakin bir odaya getirilir, malzemeler tanıtılır ve nasıl kullanılacağı açıklanır. Sonra sporculara bilinçli olarak deri sıcaklığının veya GSRin nasıl değiştirilebileceği gösterilir. Kas kasılmaları biyolojik-geri bildirimle çalışılacaksa, sporcular EMGye bağlanarak aracın kullanımı gösterilmelidir. Araçların kullanımı öğretildikten sonra, sporculardan hayal becerileriyle gerginliklerini kontrol altına almaları ve isteklerine göre yönlendirmeleri istenir. Elektronikte bilimsel gelişmeler, yukarıda sözünü ettiğimiz araçların basit, kullanışlı, portatif olarak üretilmesini ve bunların antrenman
Veya yarışmalar sırasında kullanmalarını daha pratik hale getirmiştir.

17- Zihinsel antrenman nedir?

Zihinsel antrenman yapılacak olan hareketin uygulama olmaksızın yoğun bir şekilde zihinde canlandırılmasıdır. Vücut bilinçli hareketlerinin tamamında beynin verdiği emirlere uymak durumundadır.
Bu yüzden zihinsel antrenman, fiziksel antrenman ile birlikte düşünülmeli ve antrenman programları kapsamında mutlaka yer almalıdır.
Bir hareketin zihinde canlandırılması sırasında ilgili kaslarda, o hareketin uygulamalı olarak yapıldığı zaman olduğu gibi elektrik akımlarının oluştuğu tespit edilmiştir.
Bu yüzden sporcuların kendi spor dallarında öğrenmek veya geliştirmek istedikleri becerileri doğru şekliyle zihinde canlandırmaları, daha çok tekrar yapmalarını sağlayacağı için yararlıdır.
Hareketi durmadan, korkmadan doğru ve akıcı bir şekilde zihinde canlandırma uygulamalı olarak yapmaktan daha kolaydır. Hareketin mükemmeliği zihinde sağlandıktan sonra ise bunu pratikte gerçekleştirmek kolaylaştırır

Bu nedenle zihinsel antrenman koordinasyon gelişimde etkili bir yöntemdir.
Ayrıca zihinsel antrenman sporcunun yapacağı hareket yoğunlaşmasını engelleyen faktörleri ortadan kaldırarak konsantrasyonu sağlamaktır. Zihinsel antrenman spora yeni başlayanlarda de ileri düzeydeki sporcularda da rahatlıkla uygulanabilir. Sporcunun uygulayacağı teknik ve taktik karmaşıklaştıkça zihinsel antrenman daha da önem kazanır. Zihinsel antrenmanın uygulanmasını sporcu aşağıdaki basamakları izleyerek kolayca öğrenebilir.
a-Rahatça oturarak veya uzanarak gözler kapatılır ve birkaç kez derin nefes alınıp vücut serbest bırakılır.
b-Ayaklardan başlayarak yukarı doğru vücut parçalarının rahatlamaya başladığı ve bir sıcakla çevrelendiği düşünülerek hissedilir.
c-Zihin sorunlardan uzaklaştırılıp, yapılmak istenen hareket ve yarışma pozisyonu hayal edilir.
d-Zihinde canlandırılan hareket net ve ayrıntılı olarak düşünülerek, bu esnada ne hissedildiği ve nasıl davranıldığı yaşanır
e -Hayal edilen harekette sporcu kendini her zaman başarılı olarak düşünüp görmelidir,
f -Hareketin mükemmel olarak yapıldığı zihinde canlandırıldıktan sonra sporcu başarılı olduğunu ve uyguladığı hareketi kusursuz olarak yaptığını kendi kendine söylemelidir.
g. -Birkaç derin ve yavaş nefes aldıktan sonra gözler açılır
i -Zihinsel antrenman günde –2-3 kez uygulanır ve başlangıçtan itibaren yararı giderek daha etkili ve çabuk hissedilir.

18- Meditasyon nedir?

Meditasyon konsantrasyonu geliştiren bilinçli bir zihin çalışmasıdır. doğu kültüründe günlük yaşamın bir parçası olan meditasyon, günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde kullanılır. Meditasyon yoluyla rahatladıkları, daha huzurlu ve mutlu oldukları bilinmektedir.

Spora meditasyon kendine güvenme motivasyonu yükseltme olumlum düşünce geliştirme ve stresi azaltarak ideal performansa ulaşmak amacıyla zihinsel antrenman olarak kullanılmaktadır.

Meditasyon kolaylıkla herkes tarafından uygulanabilir. Etkili olabilmesi için günde en az iki kere mümkünse aynı saat ve aynı yerlerde tekrarlanmalıdır. Meditasyona skin bir ortamda ve rahat bir pozisyonda derin nefes alıp vererek başlanır. sembol olarak bir obje veya sözcüğe yoğunlaşılır. Meditasyon yapılırken uykulu durumda olmamalı zihni berrak olmalıdır

19- Sibervizyon nedir?

Gelişmiş ülkelerdeki spor psikologlarının, sporcuların performansını geliştirmek amacıyla kullandıkları zihinsel tekniklerden biridir. Özellikle gelişme dönemindeki sporcularda son derece faydalı bir tekniktir.

Bu teknikle ilgili spor dalındaki şampiyonlardan biri model olarak alınır. Zihinde o sporcu canlandırılır. Hareketleri, tekniği, başarıları canlıymış gibi net ve parlak görülür. sporcu belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra model aldığı sporcu yerine kendisini koyarak düşünür.

Aynı mükemmel teknik ve başarıları kendinin sergilediğin, zihinde canlandırılır.

Böylece kendine güvenme, kendi hakkında olumlu düşünceler geliştirme, başaracağından emin olma gibi duygular hakim olmaya başlar.

20- Swish (değiştir) tekniği nedir?

Sporcu ancak kendine güvenli, rahat ve olumlu düşüncelere sahip ise ideal performansını sergileyebilir. Bunun yoluda kendini rahatsız eden düşüncelerden ve davranışlardan kurtulmasından geçer.

Swish tekniği insanın mükemmel davranışı gerçekleştirmek amacıyla kendi kendine iletişim kurmasına dayanan NLPde (Neuro Linguistic Programming) kullanılan bir tekniktir.

Bunun için sakin bir ortamda rahat bir şekilde oturulur. Sporcu beğenmediği, değiştirmek istediği durumunu veya davranışını zihinde canlandırır (olaylara çabuk sinirlenmek veya yanlış yaptığında kendi kendine kızmak gibi). Bu hayali zihnindeki ekranının sol üst köşesinde büyük ve net olarak yerleştirir. Sonra sahip olmak istediği durumu veya davranışı zihninde canlandırır. (Sakin olmak hatalara rağmen kendine güvenini kaybetmemek, başaracağına inanmak gibi). Bu hayali de zihnindeki ekranın sağ alt köşesine küçük ve net olmayan şekilde yerleştirir. Daha sonra da soldaki görüntüyü giderek küçültüp kaybederken, sağdaki olumlu ve istenen görüntüyü büyütüp, net ve parlak bir şekilde tüm zihin ekranına yerleştirir. Bu anda büyük bir başarı elde etmiş gibi sevinçle görüntüyü hissederek ve duyarak pekiştirmeye çalışır.

Bu çalışmanın her seferindeki birkaç kez ve sanki gerçekten yaşıyormuşcasına hissedilerek yapılması gerekir. Etkisi, şaşırtıcı şekilde olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

21- Duyguların performansa etkisi nedir?

Duygular sözle anlatılması güç olan ve coşku, sevinç, neşe, kızgınlık, öfke, hiddet, endişe, korku v. b isimlerle anılan yaşantıları kapsar. Duyguların bilinçli olarak yönetilebilmesi için antrenman planlaması sırasında ele alınması gerekir. Duyguların kontrol altına alınmasından kasıt, onların bastırılması değildir. çünkü duygular deneyim ve öğrenme süreçlerinin kontrolü altındadır, Duygularını tanımayan ve yönetemeyen sporcu, sahip olduğu gerçek performans düzeyini sergileyemez.

Sporcunun duyguları kendine yönelik olabilir. Genellikle genç sporcular bir yandan yetersiz kendine güven, bir yandan da beğenilme, kabul görme isteği arasındaki farklılık düşük performans ortaya konmasına neden olabilir. Burada sporcu o gün havasında olmadığı ya da her şeyin ters gittiği gibi ifadelere olası başarısızlığına kılıf hazırlamaya çalışır. Başta bir şekilde sporcu duygularını çevredeki kişi ve olaylara yöneltebilir. Sporcu hava durumunu, zemini i, ulaşım koşullarını, yakım arkadaşlarının yaptığı hataları kendi başarısızlığının nedeni olarak gösterebilir. Hayal kırıklığı ve teslimiyetin sonucu şansızlıktan kurtulamamak olarak açıklayabilir.

Bu noktada antrenöre büyük görev düşmektedir. Antrenör sporcunun duygularının yarışmandan önce ortaya çıkmasına olanak sağlayacak planlamalar yapılmalıdır. çünkü, kişisel farklılık nedeniyle sporcuların duygusal yönelimleri ve bunların yönetimi farklı olacaktır. Bunların yarışma sırasında tespit ederek çözümlemek olası değildir.

Sporcunun duyguları neşe, endişe veya kızgınlık düzeyinde ise gösterdiği tepkiler performansını engelleyecek aşamada değildir. Antrenör sporcuya açıklayıcı konuşmalar yaparak veya örnekler göstererek ona yardımcı olabilir. Ancak bu duyguların alışkanlık haline gelmesi, yarışmanın hafife alınması ve önemsenmemesine yol açacağından göz ardı edilmemelidir.

Sporcunun duyguları sevinç, korku veya öfke düzeyinde ise dikkati, koordinasyonu ve taktik davranışları olumsuz yönde etkilenelebilir. çünkü bu duygular sporcunun yarışma için hedeflediği teknik ve taktik davranışlarının önemini kaybetmesine yol açar. Kendisine faul yapıldığında veya rakip öne geçtiği durumlarda sporcu yukarıdaki duyguların etkisinde ise rakibine düşmanca duygular sergileyebilir veya yarışmayı kazanma ümidini kaybederek çaba göstermekten vazgeçebilir. Ya da yarışma sırasında bu duygularla hareket eden sporcu, eğer yarışmada iyi durumda ise erken sevinç nedeniyle teknik, taktik davranışı önemsemeyerek sürpriz yenilgiler alınmasına yol açabilir. Antrenör iyi gözlem yaparak sporcunun bu duygularını hemen tespit edip algılama, düşünme ve karar vermesinde bilinçliliğin devamını sağlamalıdır.

Sporcunun duyguları coşku, dehşet veya hiddet düzeyinde ise başta düşünme ve algı yeteneği olmak üzere pek çok zihin fonksiyonu zayıftır ve hareketlerini bilinçli olarak gerçekleştirmesi olası olmaz. Sporcunun sahip olduğu psiko-fizik denge durumuna kavuşması için yoğun duyguların ortadan kaldırılması gerekir. Aksi takdirde sporcuya oyunda tutmaya devan etmek ve sonuç beklemek büyük hata olur.

22- Sporcuya duygusal yardım nedir?

Sporda, hemen her durumda duygusal açıdan yaklaşılabilir ve eğer doğru yöntemler kullanılabilirse sporcunun duygularını tanıması ve kontrol etmesi öğretilebilinir.

Duyguların önemli bir özelliği var olan durumun algılanmasına bağlı olarak ve subjektif yargılama sonucu ortaya çıkmasıdır.

Bu nedenle antrenör yarışmada yaşanan durumları, antrenman planlaması sırasında benzer şekilde yaratarak, sporcunun deneyimlerini artırmalı ve olumlu duygular, doğru algılama, mücadele isteği uyandırmayı sağlayarak, olumsuz tepkileri başından engellemelidir. Bunun içinde öncelikle yapılacak olan antrenörün anlayışlı ve güven verici davranarak sporcunun duygularını rahatlıkla açıklayabileceği bir iletişim kurmasıdır.

Sporcuya yanlış tepkilerde suçlamak ve yapması gereken doğruyu söylemek yerine davranışının nedenini bulma konusunda yardımcı olmak gerekmektedir. Genellikle sporcuda neden gereken yere pas vermediğini, uygun pozisyonlarda atış yapmadığını yada belirli durumlarda tereddütler yaşadığını açıklamakta güçlük çeker. çünkü kendisi de nedenin farkında değildir. Bunları anlamsını sağlamak, benzer durumlarda, başka sporcuların duyguları hakkında bilgi vermek ve sonuçtaki değişik olasılıkları sıralayarak sporcuyu bilinçlendirmek gerekir. Sporcudan yapmasını istediğimiz teknik ve taktik hareketleri bir başka sporcuya yaparken gözletmek, istenenin zor olmadığını anlamasını sağlar. Ayrıca sporcunun hayran olduğu ve örnek aldığı birini izlemesi sağlandığında, o sporcuya güçlü bir duygusal bağ kurulacağından henüz kendisi o kapasitede olmasa da spor yaşamı boyunca olumlu etkilenecektir. Bu durum özellikle ergenlik dönemi sporcularında görülür.

Sporcunun kendine, arkadaşlarına ve antrenörüne güven duyarak mutluluk içinde hareket etmesi sağlanmalıdır. Bunları sağlayabilecek bir antrenörün öncelikle kendi duygularını tanıma ve yönlendirme konusunda yeterli olması gerekir, duyguların bulaşıcı olduğu unutulmamalıdır.

Sporcunun hedeflenen sonuçlara ulaşabilmesi için uzun ve yorucu antrenmanlarla dış fiziksel engelleri aşması daha güçlü daha çabuk ve daha mükemmel teknik taktik davranabilmesi için uğraşılmaktadır. Oysa sporcunun yorgunluk, isteksizlik, kendine güvensizlik gibi iç psikolojik engelleri aşmadan duygularını tanıyıp, yönlendirebilme yeteneğini geliştirmeden yapılan çalışmalar her zaman antrenörleri hayal kırıklığına uğratabilir.

Bu nedenle duygusal eğitime çocuk ve gençlerin fiziksel antrenmanlara başladıkları ilk andan itibaren başlamak gerekir. Bu da antrenörün antrenman planlaması yaparken fiziksel ve psikolojik hazırlıkları birlikte düşünmesi ve uygulanması anlamındadır.

23-Stres nedir?

Organizmanın ruhsal ve bedensel olarak zorlanması sonucu ortaya çıkan bedensel, zihinsel, psikolojik ve davranışsal rahatsızlıklar şeklinde ortaya çıkan durum stres olarak adlandırılır

24- Stresin performans üzerinde etkisi nedir?

Her insan belirli durumlarda kaygı duyar. Bu normaldir ve kendini koruması ya da ulaşması için gereklidir.

Ancak kaygı uzun süreli ve yoğun yaşandığında strese dönüşür. Kaygı, olayları algılama durumuna bağlı olarak farklı düzeylerde yaşanır. Bazıları kişilik özelliği olarak kaygı duymaya meyillidir. Bu kişilerin belirli durumlarda yaşanacak olan kaygıyı daha yoğun yaşadıkları görülmektedir.

Ayrıca duruma bağlı olarak yaşanan kaygının yaş ve tecrübe ile de ilgili olduğu bilinmektedir.

Bilindiği gibi stres organizmanın ruhsal ve bedensel olarak zorlanması sonucu ortaya çıkan bedensel, zihinsel psikolojik ve davranışsal rahatsızlıklar şeklinde ortaya çıkan durumdur. Milyonlarca insana bir anda coşku ya da hüzün yaşatabilen spor müsabakalarında başrolü oynayan sporcu da hem bedensel hem ruhsal olarak yoğun yüklenmeler altındadır. İstenen performansı sergileyebilmek için, uzun süreli antrenmanlara katlanmak zorundadır. Özel yaşamı dahil her hareketi kontrol altında tutulan sporcudan tek istenen kazanmaktır. Her yarışma sporcu için sosyal ve ekonomik açıdan büyük önem taşır. Böylesi bir ortamda sporcunun fiziksel özellikleri ne kadar mükemmel ve geçirdiği antrenman süreci ne kadar kusursuz olursa olsun başarıya ulaşması stresle başa çıkabilme yeteneğine bağlıdır.

Stres altındaki bir sporcuda şu değişiklikler görülür.

Fizyolojik olarak kan basıncını (tansiyon arteriyel), kas gerginliği(gerim/tonus) ter bezi faaliyetlerinin ve kalp vurum sayısının (pulse/nabız)arttığı görülür. Solunum (respirasyon) sıklaşır ve gözbebeklerinde büyüme olur. Beyine ve kaslara daha fazla oksijen gerektiği için kanda alyuvarlar (eritrosit) sayısı artar, iç organlardaki kan miktarının azalması nedeniyle sindirim yavaşlar, zihinsel olarak dikkat azalır, algılamada yanılgılar ve unutkanlık görülebilir. Psikolojik olarak güvensizlik hisseder, huzursuz ve karamsardır, yetersizlik duygusuna bağlı olarak korku başlamıştır. Bütün bunlar antrenman veya yarışma sırsında sahip olduğu performansı sergileyememesine neden olur. Konsantre olamaz, koordinasyon bozulur, teknik ve taktik hareketlerde hatalar sergiler.

Sporcuların kişilik özelliklerini iyi bilen bir antrenör, sporcunun bu durumunu hemen tespit edebilir ve stresle başa çıkabilmesi için yardımcı olur. Aksi halde kendisi de sporcunun beklenmedik hataları karşısında acımasıza eleştirip normal performansını gerçekleştireceği beklentisiyle oyun içinde tutmaya devam edecektir. Bu da sporcunun stresinin artmasına neden olur.

Stresle başa çıkma yolları arasında insanlar en çok önerilen fiziksel egzersizler sporcuda stresin kaynağı olduğu içi geçerli değildir. Bunun yerine doğru nefes alma egzersizleri biyolojik geri bildirim, otojenik gevşeme, progresif gevşeme uygulamaları ve pozitif düşünmeyi sağlayacak zihinsel çalışmalar yapılmalıdır

25- Yerkes –Dodson yasası nedir?

Ters çevrilmiş “u” hipotezi olarak bilinir. Bu hipoteze göre sporcunun istenen performansı sergileyebilmesi için uygun bir uyarılmışlık dolayısıyla belirli bir gerginlik düzeyinde bulunması gerekir. Bu düzeyin altı ve üstü performansı gerekir. Bu düzeyin altı ve üstü performansı olumsuz yönde etkiler Yerkes ve Dodso (1908) fareleri kullanarak bu hipotezin deneysel doğruluğunu kanıtlayan ilk kişilerdir.

Burada düşük uyarılmışlık iki durumda görülür. İlki genele sporcunun kendinden çok güçlü rakiplerle karşılaşması durumunda ne yaparsa yapsa da kazanamayacağına inandığı durumdur. İkincisi ise rakibin kendisinden çok zayıf bulduğu ve rahatça kazanacağına inandığı durumdur. Her iki durumda da sporcu yetersiz uyarılma sonucu başarısız olacaktır

Aşırı uyarılmışlık durumunda ise sporcu sonuca yoğunlaştığı ve sadece galip gelmeyi düşündüğü için normal performansını sergileyemez. Aşırı gerginlik, güvensizlik ve korku doğurur. Bu durum yine başarısızlık getirir.

26- Sporcu ile iletişim nasıl olmalıdır?

Sporcular yüksek performans hedefleyen uzun ve yorucu yolda başta antrenörler olmak üzere kulüp idarecileri izleyiciler, basın, takım arkadaşları ve doğal olarak ailesinden destek görmek ister. Olumlu ve etkili bir iletişim pozitif düşünme, güven duyma, doğru davranışları pekiştirme ve övme hatta ödüllendirme ile olur. Etkili bir iletişim ise sözlü olduğu kadar sözsüz mesajdır(jestler, mimikler, el-kol hareketleri v. b)önemini bilerek doğru ve yerinde kullanmaya dayanır. Ayrıca etkili bir iletişim için gönderilen mesajlar, doğru bir şekilde algılanabilmelidir.

Genelde antrenörler sporcularına sürekli talimatlar gönderir. Ne yapması gerektiği ve yapmaması gerektiği ne yemesi gerektiği ne zaman yatması gerektiği v. b ama sporcuyu nadiren dinlerler. Oysa sporcular görev ve sorumlulukların farkındadır. Hiçbir sporcu başarısız olmak istemez. Başarısızlık durumunda hatalarını bilirler. Hataların nedenlerini açıklayacak durumdadırlar. Antrenörlerin sadece kendileri konuşmak yerine sporcuyu dinlemeye de önem vermeleri gerekir. Sporcu kendi tespitleri ve kendi düşüncelerine önem verildiğini hissetmelidir. Sporcuyla iletişim kurma, olumsuzluklarını söyleyerek yermeye değil, bilgi vermeye yardım etmeye kendine güvenini pekiştirmeye yönelik olmalıdır.

27- Biyoritm nedir?

Günümüzde antrenman programları uygulanırken ya da müsabık takım listesi belirlenirken göz önünde olan konulardan biride sporcularının biyoritm eğrileridir. Biyoritm eğrileri fiziksel duygusal ve düşünsel sistemleri yöneten enerji dalgalarının seyrini gösterir. Her organizma fiziksel, duygusal ve düşünsel olarak periyodik bir dalgalanma içinde canlanma ve dinlenme evreleri geçirir

Bu konu 20. y. y başlarından itibaren tıp, hava ve kara trafiği, sanayi, sigorta ve giderek spor alanlarında dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu alanlarda yapılan pek çok araştırma, alınan sonuçların biyoritm grafiklerinin durumları ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Fiziksel devre 23 gün sürer. Bu sürenini ilk yarısında fiziksel güç ve dayanıklılık yüksektir. İkinci yarısında ise fiziksel kapasite düşük olduğundan organizma çabuk yorulur. Hal böyle ise sporcunun durumunu bilerek değerlendirmek, yüklenme yoğunluğunu azaltamayacağımız bir zamanda ya da müsabakada ise uygun ilaçlarla destekleyerek, hasta olma, sakatlanma v. b riskleri azaltmak gerekir.

Duygusal devre 28 gün sürer. Bu sürenin ilk yarısında sinir sistemi ile ilgili sevgi, zeka, duygu gibi durumlar olumludur. İkinci yarısında ise sinirli, alıngan davranışları bakımından olumsuzdur. Bu durumlarda sporcuya karşı tahammül gösterip, anlayışlı davranmak ve motive etmek için uygun yolları seçmek gerekir.

Zihinsel devre 33 gün sürer. Bu sürenin ilk yarısında kişi öğrenmeye daha yatkındır. Kolay kavrar ve net düşünebilir, hafıza iyi çalışır. İkinci yarıda ise düşünme kapasitesinin tamamı kullanılmadığı için öğrenme zordur. Yaratıcı düşünemez ve çözüm yolları bulmada güçlük çeker. Bu durumdaki sporcunun özellikle süratle devam eden müsabaka içinde zekice ve çabuk kararlar vermesi beklenmemelidir.

Her üç devrenin birini, sonuncu ve ortasındaki günler kritik günlerdir. Bu günlerde kişinin özellikle dikkatli olması mecbur kalmadığında önemli kararlar almaması, önemli ve yeni denemelerde bulunmaması gerekir. Özellikle fiziksel devrenin kritik günü çakışan diğer kritik gün var ise “ikili kritik gün”oluşmuştur. Ve son derece riskli bir durumdur. Araştırmacılar böyle ikili kritik günlerin yılda en çok altı kez ortaya çıkabileceğini ve bu sayının azlığının şans olarak görülmemesi gerektiğini belirtmektedirler.

Biyoritmik devrelerin grafiğini çıkartmak için kişinin doğduğu günden itibaren biyoritmi görülmek istenen aynı ilk gününe kadar yaşadığı süre bulunarak bazı hesaplar yapılır.

Bu hesaplamaların pratik olarak yapılabilmesi için geliştirilmiş tablolar bulunmaktadır. Ancak biyoritmin kullanımının, yaygınlaşmasına bağlı olarak hazırlanan bilgisayar programları en kısa yoldur.

Doğum tarihi ve istenen tarih bilgisayara girildiğinde ekranda her üç devrenin grafiklerini görmek mümkün olmaktadır.

28- Circudian ritm nedir?

Circudain ritm, günün 24 saati içindeki pek çok fizyolojik ve psikolojik süreçteki ritmlerin tümüdür.

Bunların nöro-müsküler (sinir-kas) koordinasyon, fiziksel çalışma kapasitesi (PWC-Physical work capacity) reaksiyon süresi (reaction time) kas dayanıklılığı, kavrama kuvveti, ana eklemlerdeki hareketlilik, vücut ısısı, kalp vurum sayısı, kan plazma volümü, oksijen kullanımı ve protein konsantrasyonu v. b

Literatürde 24 saatlik bir gün süreci içinde bir süre yüksek verim ve yavaşlama gösteren üçyüzbinin üzerinde fizyolojik fonksiyon olduğu görülmektedir. Antrenman planlanırken bu konu göz önüne alınmalıdır.

Acil enerji kaynağı olan karaciğer glikojen deposu sabahın geç saatlerinde en yüksek düzeydedir. Gecenin ortasına doğru da azalmaya başlar.

Zorlu egzersizlerin şiddetine vücudun şiddetine adaptasyonunu sağlamak için kas tonusu ve kuvvetine etki eden endokrin sisteminde özel circudian ritmleri vardır.

Bu tür etki gösteren hormonları başında kortisol gelir. Kortisol her sabah uyandıktan sonra maksimum düzeye çıkar ve akşam minimum düzeye iner.

Yorgunlukla yakından ilgili bir hormon olan melatonin yemek yeme alışkanlıkları ile gece ve gündüz siklusuna bağlıdır.

29- Jet Lag (zaman değişimi)sorunu nedir?

Jet lag belirli zaman farklılıkları olan bölgeler arasında yapılan uçak yolculuğu sonrası ortaya çıkan fiziksel ve mental (zihinsel) uyumsuzluk sorunlarıdır. Ani zaman değişimi içsel vücut ritmlerini etkileyerek, karışıklık yaratır. Özellikle doğu ve batı yönünde uzun uçuşlar yapılmış ise uyuma ve uyanık olma siklusu bozulduğundan meydana gelen fizyolojik değişiklikler sonucu jet lag oluşur.

Bunun sonucunda yorgunluk, depresif (saldırgan) duyguların oluşması, baş ağrısı, konsantre olamama, iştah kaybı, uyku bozukluğu, kuvvet kaybı ortaya çıkar.

Vücudun eski durumuna kavuşması ve eski ritmini yakalaması için birkaç gün gerekebilir.

Jet lag, bireyleri farklı derecelerde kavuşması ve farklı şekillerde etkiler. Bu etkilemede çeşitli faktörler söz konusudur. Bu faktörler şunlardır:
a. Yaş, b. Önceki uyku alışkanlığı, c. içe/dışa dönük kişilik.
Burada uyum süresi uçuş yönüne bağlıdır. Batı yönüne doğru yapılan bir uçuş sonrası uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının yaklaşık yarısı kadar bir sürede sağlanabilmektedir. Doğu yönünde doğru yapılan uçuşta ise uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının 1. 5 ‘e bölümü sonucu ortaya çıkan sürede gerçekleşir. Kuzey veya güney yönüne doğru yapılan uçuşlarda bu uyum, bir duş alınarak, yemek yenilerek ve kısa bir uyku ile sağlanabilmektedir. Bu nedenle ülkemiz koşullarında özellikle Amerikadan gelen oyuncularda bu konu göz önüne alınmalıdır.

Onların uçuş yönü batıdan doğuya doğru olduğu için en az iki ülke arasındaki saat farkının 1. 5e bölümü sonucu ortaya çıkan süre, o sporcunun uyumu için gerekir. Bu konu uluslararası yarışmalarda ülkemizi temsil eden takımların veya sporcuların deplasmanlarında da geçerlidir. Burada uçuş yönleri, süreleri ve saat farklılıkları göz önüne alınıp ona göre seyahatler ve günlük programlar yapılmalıdır. Bu tür seyahatlerden bir gün önce sporculara karbonhidrat yönünden zengin besiler verilmelidir. Uzun uçuşlar sırasında sporcuların dehidratasyonlarına (su kaybetmelerine) engel olmak için meyvesuları, madensuları içmeleri sağlanmalıdır. Sporcuların bu tür seyahatlerde dehidrata(su kaybı) neden olabilecek ve onu artırabilecek çay, kahve ve alkol gibi içeceklerden kaçınmalarına dikkat edilmelidir.



30- Spor yaralanmalarının psikolojik yönleri nelerdir?

Spor yaralanmalarının oluşum nedenlerinden biride psikolojik nedenlerdir. Bu durumun bilinmesi ve ortadan kaldırılması spor yaralanmalarındaki bir oluşum nedenini ortadan kaldırabilir.

Sporcunun zaman zaman ortaya koyduğu kontrolsüz, saldırgan ve riskli davranışlarının nedenlerini içşartlara (psikofizik) bağlamak gerekir.

Kendisi yarışmanın heyecanına kaptıran sporcu, objektif olarak algı alanı içinde olmasına rağmen, bazı sakatlayıcı unsurları görmeyebilir. Bu da gerek rakip, gerekse sahadaki bazı maddelere çarpmasına neden olabilir.

Spor yaralanmalarının meydana gelme olasılığını artıran kişilikle ilgili psikolojik durumları; duygusal nedenler, zihinsel nedenler ve sensomotrik (duyu-hareket) nedenler olarak üç ana başlıkla altında toplayabiliriz.

Duygusal nedenler: Saldırganlık, korku, hırs, rekabet, psikolojik yüklenme ve duygusal çatışmalardır.

Zihinsel nedenler: Algı bozukluğu, zihinsel yüklenme, tehlikeyi göze alma yatkınlığı ve zihinsel çatışmalardır.

Sensomotorik nedenler: Yorgunluk, duyarsızlık,, kondisyon eksikliği ile güdü ve beceri arasındaki uyumsuzluk olarak ele alınabilir.

Başarısızlıktan duyulan toplumsal korku sürekli takımda kalabilme çabası içinde olan sporcunun sözü edilen bu nedenlerle başa çıkabilmesi için antrenörünün bilinçli bir yönlendirme ve idaresine gereksinim vardır.


KAYNAKLAR
1-Anshel, M. H:
Sport Psychology, from Theory to Practise. Publishers Scottsdale, Arizona. 1990.
2-Başer, E:
Uygulamalı Spor Psikolojisi. Milli Eğitim Genclik ve Spor Bakanlığı. Yayın no: 31,
Ankara. 1986.
3-Baumann, S:
Praxis der Sportpsychologie. çeviren: İkizler C. H., Özcan, A. O. ”Uygulamalı Spor
Psikolojisi”Alfa Basım Yayın Dağıtım, İstanbul, 1994
4-Biçer, T:
Doruk Performans. Sistem Yayıncılık. İstanbul. 1996.
5-Frester, R:
İdeomotorisches Training im Sport. Ein Beitrag zur trainingsintensivirung und Erhöhung der Wettkampsstabiliteit bei sportlern oder technischen und Schnellkrafs Sportarter, Beitraegen zur Psychologie, Sport Verlag, zur Berlin. 1974
6-Gould, D:
Applied Sport Psycology. Mayfield Publishing Company. California. 1986
7-Koç, Ş:
Spor Psikolojisine Giriş. Saray Tıp Kitabevleri, İzmir. 1994
8-Luehr, J. O:
Mental Taughness Training for Sport. The Stephen Greene Press. 1986
9-Martens, R:
A Coaches Guide to Sport Psychology. Human Kinetics Publishers. Compain. İllinois. 1987
10-Martens, R:
Successful Coaching. Second edition. Leisure Press. Champaign. İllinois. 1990
11-Oka, N:
Biyolojik Ritm Nedir ve Askeri Alanlarda Nasıl Kullanılır?Ankara. 1987
12-Özbaydar, S:
İnsan Davranışının Sınırları ve Spor Psikolojisi. Altın Kitaplar Yayınevi. İstanbul. 1983
13-Öztürk, F:
Sporda Stres. Özsan Matbaacılık Sanayi. Bursa. 1991
14-Thomas, A:
Einführung in Die Sportpsychologie. Verlag für psycologie. Dr. C. J. Hogrefe. Göttingen. 1978
15-Vernacchia, R:
Applied Sport Psycology Services For Track and Field Coach and Athletes. Track and
Field Quarterly. Spring. 1992
16-Volkamer, M;Jessen, K;Medler, M:
Formen und Möglichkeiten des Mentales Trainings. Leistungsport, Wilhelm Limpert
Verlag Gmbh, Frankfurt/mein. 1971
17-Weinberg, R. S:
The Mental Advantage. Leisure Press. USA. 1998